Toplumsal zaman sembolik bir uzlaşmadır. Toplum olmak zorundaysa zaman da olmak zorundadır. Zaman ise geçmiş- şimdi - gelecek üçlüsü olmaksızın olanaksızdır.
Nasreddin Hoca'ya, "Hoca, sen saz çalmayı bilir misin? demişler. Hoca, "Bilirim," demiş. Eline bir saz vermişler. "Haydi, çal bakalım," demişler. Hoca almış sazı, parmağını bir perdeye basmış, başlamış çalmaya. Bir dakika, iki dakika, hep aynı perdeyi çalıp duruyormuş. "Hoca, ne biçim saz çalma böyle? Başkaları saz çalarken parmaklarını perdelerin üzerinde gezdirir durur." demişler. Hoca da, "Siz onlara bakmayın, onlar hep benim bulduğum yeri arıyorlar," demiş.
Ruhi Su, Röportaj, 1979