Bir umut televizyonu olsa da bize sadece insanların iyiliklerini anlatsa. İnsanın sadece kötülükten, kavga ve hırstan ibaret olmadığını, kimi ruhların ince dokunuşlarla dünyayı güzelleştirebildiğini bize söylese.
Dünyanın bütün feryatlarını duyan biri, başını çevirip gidemiyorsa erdemli bir keder ona yoldaşlık ediyor demektir. Erdemli keder: Değiştirmediğim her kötülük karşısında kalbim hüzünle çarpar. Bir başkasının acısı, gücüm onu değiştimeye yetmiyorsa, beni hayatın olağan neşesinden alıkoyar. Ahlâkî bir duyarlılık olarak keder. Bir merhamet olarak doğan keder, bizi ötekinin acılarına açar ve o acıları dindirmek için harekete sevk eder.
Bolluk çağının bir diğer göstergesi, alışveriş merkezleri. Modern çağın devasa mabetleri hayatımızda günbegün daha merkezi bir rol üstleniyor. Canlı, çoşkulu, ele avuca sığmaz çarşıların yerini, soğuk ve kaba alışveriş merkezleri alıyor. Geçmişin ruhu, tarihin sesleri, sokakları dolaşan uğultu artık orada değil. Alışveriş merkezi her şeyin bir intizam histerisine uygun olarak kodlandığını, size alışveriş kadar sınırlı sorumlu bir eğlence de vaat eden yeni yaşama mekânına işaret ediyor. Alışveriş merkezi, arzu ile mal arasındaki boşluğu ortadan kaldırıyor.