Romanın başkahramanı Jane Champion, zengin ve asil bir kadın olmasına rağmen kendisini çirkin ve değersiz gören biri olarak anlatılır. Buna karşılık Garth, genç, yakışıklı ve sanatçı ruhlu bir ressamdır. Jane’in bir partide piyano çalması sırasında Garth onun iç dünyasını ve ruhundaki güzelliği fark eder ve ona âşık olur.
Fakat Jane, kendine olan güvensizliği yüzünden Garth’ın aşkına inanamaz. Onu reddeder ve yıllar sürecek büyük bir pişmanlığın içine düşer. Sonrasında yaşanan olaylar, aşkın sadece güzelliğe değil anlayışa, fedakârlığa ve zamana bağlı olduğunu gösterir.
Kendini Değersiz Görme
Romanın en güçlü yönü Jane’in psikolojisi. Sürekli kendini başkalarıyla kıyaslıyor ve sevgiyi hak etmediğini düşünüyor. Bu yüzden kitap, özgüven eksikliğinin insan hayatını nasıl etkileyebileceğini çok güçlü anlatıyor.
Garth’ın Jane’e âşık olması fiziksel görünüşten çok ruhsal güzelliğin önemli olduğunu gösteriyor. Yazar burada toplumun “güzel kadın” algısını eleştiriyor.
Kitabın büyük kısmı “Keşke…” duygusuyla ilerliyor. Jane’in yanlış kararının hayatında açtığı yara, romanın asıl “kalp sızısı” oluyor.