Puan vermedi·304 syf.··
2026 35. kitabı
·
353 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 16:42
Bu inanılmaz bir hikaye ama onun hikayesi değil. SARI YÜZ: Kitabın da orjinal adı olan yellowface ingilizcede genellikle bir gösteri dahilinde "Doğu Asyalı insanlar gibi görünmek için yapılan makyajı" ifade etmektedir. Athena Liu yazar ve aynı zamanda edebiyat dünyasının sevgilisi... June Hayward ise, Athena Liu'nun en yakın arkadaşı. June kelimenin tam anlamıyla bir hiç kimseydi. Athena başarılı, tüm ideallerini gerçekleştirmiş, profesyonelliğe adım atmış, yüklü telif ücretleri alan ünlü bir yazar. June ise hayallerine kavuşmanın yanına bile yaklaşamamış, yerinde sayan, yazdıklarını yetersiz bulan bir karakter. Athena kazayla ölünce June, onun bir kitap taslağını ele geçirip istediği şekilde uyarlar. Arkadaşının eserini kendi eseriymiş gibi pazarlamaya başlar. Ve eser kısa sürede .ok satanlar listesinin üst sırasında yer alır. June çalmış olduğu eserin kaymağını yemeye başlar bir anda şöhret sıralarının en üst basamaklarında yer almaya başlar. Şöhret zehirlenmesi June'ye sürdürdüğü yalanı gidebildiği yere kadar gitmesini sürdürür. Hiç bir yalan sonsuza kadar sürmez.... Bir senedir bende okunmayı bekleyen bir kitaptı. İlk bir kaç sayfasını okuyunca gereğinden fazla sıkıcı bulduğum için kitabı kenara attım.. Haksızda değilmişim.
Sarı YüzR. F. Kuang · İthaki Yayınları · 202513,4bin okunma
Puan vermedi·303 syf.··
2026 510. kitabı
R.F. Kuang’ın Sarı Yüz adlı eseri, yayıncılık dünyasının perde arkasını, kültürel sahiplenme ve sosyal medyanın manipülatif gücünü keskin bir dille eleştiren modern bir gerilim romanıdır. Hikaye, edebi anlamda başarısız bir yazar olan June Hayward’ın, çok satan yazar arkadaşı Athena Liu'nun trajik bir kaza sonucu ölümü üzerine, onun tamamlanmamış taslağını çalması ve kendi eseriymiş gibi yayımlaması etrafında şekillenir. June, eseri yayımlarken kendi adını Juniper Song olarak değiştirir ve yazar fotoğrafında ırkını belirsiz kılacak şekilde düzenlemeler yaparak, aslında kendisine ait olmayan bir kültürel mirası sahiplenir. Roman, şu temel unsurları ustalıkla işler: Kültürel Sahiplenme: Bir yazarın, kendi geçmişiyle hiçbir bağı olmayan bir konuyu, sırf popülerlik uğruna kullanmasının etik sınırlarını sorgular. Sosyal Medya ve İptal Kültürü: June'un yükselişi ve sonrasında gelen linç süreci üzerinden, internet üzerindeki tepkilerin nasıl birer silaha dönüştüğünü ve dijital çağda gerçeğin nasıl kolayca çarpıtılabileceğini gösterir. Güvenilmez Anlatıcı: Okuyucuyu, bencil ve manipülatif bir karakter olan June'un zihnine hapseder; June’un kendi eylemlerini nasıl rasyonalize ettiğini görmek, okur için rahatsız edici bir deneyime dönüşür. Sarı Yüz, edebi sahtekarlığın sınırlarını zorlayan, yayıncılık sektöründeki çeşitlilik arayışının nasıl istismar edilebileceğini ve bir başarının ardındaki yalanların, vicdan ve toplum baskısıyla nasıl bir çöküşe dönüşebileceğini anlatan oldukça güncel ve sarsıcı bir başyapıttır.
Sarı YüzR. F. Kuang · İthaki Yayınları · 202513,4bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Hayal kırıklığı
Puan vermedi·560 syf.··
2026 30. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 20:16
Muhteşem bir konu, muhteşem bir hayal dünyası. Ne yazık ki bu kadar güzel bir konu ve kurgu boşa harcanmış. Sarı Yüz kitabının gerçek olduğuna inanasım geliyor. Bir insan kendi yarattığı bir hayal dünyasını anca bu kadar boşa harcar. Sanki konu başkasının, taslak başkasının ve Kuang bu konu üzerine ve taslak üzerine bir şeyler yazmaya çalışmış gibi hissettiriyor. Onlarca olay örgüsü, onlarca son yazılabilecekken çok saçma bir örgü ve son yazılmış kitaba. Bu konu ve hayal dünyası farklı bir yazarın elinde başyapıt olabilecekken bende hayal kırıklığı oluşturdu sadece. Aynı şeyi Katabasis kitabında da yaşadım, sanırım uzun bir süre Kuang okumayacağım. Yüzlerce sayfanın ardında kalan sadece hayal kırıklığı oldu…
Yanan TanrıR. F. Kuang · İthaki Yayınları · 2022788 okunma
6/10
·464 syf.··
2026 43. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 19:06
Üçlemenin ilk kitabı. Herkes ölüp bitiyordu. Bense yarıda bırakmamak için çaba gösterdim. R. F. Kuang çok başarılı bir yazar. Kitapları ödüllü ve bestseller. Sarı Yüz kitabını okudum, çok da beğendim. Ama bu kitabı abartmayı anlamadım. Fantastik bir kurgu. Ama anlatılan tarih ve trajedi bana geçmedi, yüzeysel kaldı. Karakterlerin bağları da aynı şekilde. Birine bir şey olunca diğerleri niye bu kadar üzülüyor, ne öyle çok paydalarınız oldu ne de samimiyetiniz. Ama uğruna dünyaları yakıyorsunuz?.. Zayıf bir kurgu ve evren bana göre.
Haşhaş SavaşıR. F. Kuang · İthaki Yayınları · 20232,085 okunma
Karanlığın Sınırındaki Varoluş Yürüyüşü
Puan vermedi
Zamanın ve mekânın hükmünü yitirdiği, adımların toprağa değil, doğrudan insan ruhunun en derin, en karanlık dehlizlerine basıldığı o tekinsiz eşiğe hoş geldiniz. Ömer F. Oyal, Katabasis ile bize sadece bir yolculuk hikayesi anlatmıyor; o, edebiyatın en kadim mitlerinden birini, yeraltına ve kendi karanlığına iniş yürüyüşünü modern bir anlatıyla yeniden doğuruyor. Bu roman, konforlu dünyalarından kopup bilmedikleri bir coşkunun ve dehşetin peşine düşen insanların, adım adım kendi sonlarına yürürken yazdıkları o sarsıcı senfonidir. ​Oyal’ın kalemi, bu eserde adeta bir cerrah neşteri gibi soğukkanlı ama bir o kadar da şairane bir ritme sahip. Kitabın kapağını açtığınız andan itibaren, kendinizi o klostrofobik, puslu ve tekinsiz atmosferin içinde, karakterlerle birlikte nefes nefese yürürken buluyorsunuz. Yazar, öyle bir dünya inşa ediyor ki, anlatılan şeyin fiziksel bir coğrafya mı yoksa insan zihninin labirentleri mi olduğunu ayırt etmek imkansızlaşıyor. "Katabasis", adının hakkını verircesine okuru yukarıdan aşağıya, ışıktan karanlığa doğru öyle bir hızla çekiyor ki, sayfalar ilerledikçe içinizde o dikey düşüşün yarattığı muazzam edebi basıncı hissediyorsunuz. Karakterlerin peşinden sürüklendiği o gizemli çağrı, aslında her insanın içindeki o bastırılamaz bilinmeyeni keşfetme ve kendi sınırlarını zorlama arzusunun bir yansımasıdır. ​Okurken nefesinizi kesen şey, yazarın felsefi derinliği edebi bir macera potasında eritişindeki o kusursuz ustalıktır. Adım adım yaklaşılan o kaçınılmaz son, bir felaketten ziyade insanın kendi gerçeğiyle çırılçıplak yüzleştiği bir arınma ayinine dönüşüyor. Ömer F. Oyal bize şunu fısıldar: Aşağıya inmek, her şeyi kaybetmeyi göze almaktır; ama insan, ancak her şeyini kaybettiğinde asıl çıplak ruhuyla baş başa kalabilir. Anlatıdaki bu felsefi
Duygu ve Düşünce
KatabasisR. F. Kuang · İthaki Yayınları · 2025671 okunma
4/10
·320 syf.··
2026 59. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 00:00
Kitap aslında konu olarak çok güzel bir potansiyele sahip. Düşük puan verilmesine rağmen yine de bir şans vermek istedim ama neden düşük puan aldığını şu an daha iyi anlıyorum. Yazım tarzı asla bana hitap etmiyor karaketlerin üslupları çok kötüydü bana samimiyetsizce ve saygısızca geldi. Ben diyaloglarda küfür karşıtı bir insan değilim yeri geldiğinde sahnenin o atmosferi ile edilen küfürleri okuyorum normal bir şey ama bu kitapta o kadar fazlaydı ki bir yerden sonra rahatsız etmeye başladı. Kısaca konusundan bahsedecek olursam. Yıllar önce Deli Kral’ın bir iblisle yaptığı anlaşma tüm krallığın kaderini değiştiriyor. Kral ölüyor, insanlar ölümcül bir hastalığın pençesine düşüyor ve doğaüstü varlıklar iblislerin kontrolü altında yaşamaya mahkum kalıyor. Bu lanetin tamamen gerçekleşmesini engelleyen tek kişi ise son veliaht olan Ejderha Prens. Eğer o da düşerse krallığın son umudu yok olacak. Finley ise krallığın en uzak ve yoksul köylerinden birinde yaşayan genç bir kız. İnsanların ölümlerini geciktirebilmek için iksirler ve panzehirler hazırlıyor, köylülere yardım ediyor. Savaşçı, avcı aynı zamanda cesur bir karakter. Ancak bir gün yasak ormana girip bitki toplarken Ejderha Prens tarafından yakalanıyor. Prens kızın topraklarına izinsiz girdiği ve bitkilerin izinsiz aldığı için Finley'i cezalandırmak istiyor. Bu yüzden kızı kaçırıp kuleye hapsediyor ve böylece hikaye başlıyor. Ben Finley’in büyük bir maceraya atılacağını, laneti çözmeye çalışacağını, krallığın sırlarını keşfedeceğini ve Ejderha Prens’le birlikte mücadele vereceğini düşünüyordum. Fakat hikaye beklediğim gibi ilerlemedi. Bunun yerine sayfaların büyük kısmında Finley’in kulede geçirdiği zamanı, prensle olan çekişmesini ve aralarındaki çekimi okuyoruz. Aslında romantizm olması beni rahatsız etmezdi.
1000Kitap
Güllerin YıkımıK. F. Breene · Olimpus Yayınları · 2023515 okunma