Fatma Melike

Fatma Melike
@f_melike
𝚂𝚊𝚗𝚊𝚝 𝚞𝚣𝚞𝚗 𝚑𝚊𝚢𝚊𝚝 𝚔ı𝚜𝚊.
Kahramanmaraş
20 okur puanı
Mart 2023 tarihinde katıldı
Puan vermedi·74 syf.··
2023 22. kitabı
/spoiler içerir :))/ "Hayatta her insanın kendini gregor gibi hissettiği zamanları olmuştur" kafka'nın sembolizmin ve soyut düşüncenin dibine vurduğu hikaye. fiziki bir değişiklikten yola çıkarak, belki de duygu dünyamızda bunun binlerce katı ters değişiklikleri ne kadarda doğal karşıladığımızı yüzümüze vurur. düşünülenin aksine değişen gregor değil, ailesi ve çevresindekilerdir bana göre. yazarın tam olarak ne anlattığından çok sizin ne anladığınıza bağlı bir kitap.hayatınızın her döneminde,her okuyuşunuzda, yeni bir şey bulursunuz içinde, hayatınızdaki her dönüm noktasında, hep kendinizden bir parça bulursunuz. Bir insanın böceğe dönüşmesiyle bir böceğin insana dönüşmesi arasındaki ayrımı düşündürür ilk başta. sistemin çarklarından biri olursan, yaşarsın. Ama özgürlüğünü, sistemin belirlediği sınırlar dahilinde yaşamak zorundasındır. eğer çarktan ayrılmayı seçersen asıl özgürlüğü yakalamışsın demektir. ama bu sefer de toplum tarafından dışlanırsın. insanlar, onlara yük olduğunu sana hissettirmekten kaçınmazlar. psikolojin dağılır, yalnızlaşırsın ve sonunda ölürsün. en acısı da, kimse pek üzülmemiştir ölümüne. kurtulmuşlardır senden çünkü… insanlara faydan dokunuyorsa onların herhangi bir ihtiyacını karşılıyorsan, sevilirsin, sayılırsın. Eğer bir faydan dokunmuyorsa ve hatta zararın dokunuyorsa insanlar tarafından yavaş yavaş dışlanırsın. ilişki bu duruma geldiğinde artık onların umrunda olmuyorsun ve gözlerinde bir böcek olarak görünüyorsun sadece. Okurken hep kendimi gregorun yerine koydum, koymamak elde değil zaten. Biz okurlara hissettirdiği duygular, bir sabah bambaşka bir şekilde uyanması bu bile büyük bi öğreti değil mi aslında, her yeni gün dönüştürmezmi bizi? Okuyup bitirdikten sonra belkide eski benliğiniz olmayacak . Yaşantınıza çok güzel katkıları
DönüşümFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022267,5bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·50 syf.··
2023 24. kitabı
Ülkesindeki savaştan kaçıp, İsviçre'ye sığınan evli bir çiftin, yaşamla ölüm arasındaki duygu ve düşüncelerini iliklerinize işleyecek yoğunlukta anlatan, okuduktan sonra hemen unutamayacağınız güzel bir hikaye. Kendi içinde sıkışıp kalan Ferdinand'ın, ordudan askere çağırılması ile işler çığırından çıkar. Artık yapması gereken bir seçim vardır... ince ama her cümlesi düşündürücü, insanın içine işleyen bir kitap. Alıntıları yazarken çok zorlandım çünkü her cümlesi kayda değer. Gerek konusu, gerekse duygu ve düşünceleri anlatım tarzı diğer eserlerinde olduğundan daha iyi buldum. Yazarın tüm eserleri bi yana bu eser bi yana. Okurken bende uyandırdığı hisler öyle unutulmaz ve güzeldi ki şüphesiz, açıp tekrar tekrar okurum .
MecburiyetStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202175bin okunma
Puan vermedi·230 syf.··
2023 13. kitabı
Kader, insandan vazgeçmiyor. Anbean yeniden ve yeniden yazılıyor. Öyle anlar geliyor ki yapmam dediğin şeyi yapıyorsun, katlanamam dediğin şeye katlanıyorsun, sevemem dediğini seviyorsun, gidemem sanırken bir anda çekip gidebiliyorsun, öldüm diyorsun ama yine de yaşıyorsun... Başlarına ne geleceğini bilmeden uzun bir yola çıkan arayış içindeki genç bir sufi ile aklı karışık genç bir kızın bu yolculuklarında yazgılarından başka güvenecekleri hiç ama hiçbir şeyleri yoktur. Yedi gün boyunca yanlarında para, yiyecek, kıyafet ve en önemlisi de hiçbir planları olmadan şehir şehir dolaştıktan sonra başladıkları yere geri döndüklerinde onlar için artık hiçbir şey eskisi gibi olmaz. Sadece yedi günde bile değişebilir miydi insan? Yeniden yazılabilir miydi kader? Elbette sadece yedi günde değişebilirdi her şey... Tıpkı sazlıktaki bir kamışın, yedi evreden sonra içli sesler verebilen bir “ney”e dönüşmesi gibi...
Hiçbir Karşılaşma Tesadüf DeğildirHakan Mengüç · Destek Yayınları · 20217,4bin okunma
Puan vermedi
(spoiler içerir :))) Posta Kutusundaki Mızıka yazarın ilk deneme kitabıdır. Mektuplardan oluşan eser Türk Edebiyatının en iyi denemelerindendir. Kitap 61 mektuptan oluşuyor. Birinci Mektuptan önceki sayfada şu açıklamayı görüyorsunuz; "Posta Kutusundaki Mızıka, unutulan mektubun kefaretidir."Altmış birinci mektuptaki son cümle ise "altmış birinci mektup kefareti ödüyor” olarak sona eriyor. Orucu kasten bozanın kefareti 60+1 gün oruç tutmaktır. +1 olan son oruç, asıl orucun kendisidir. Diğer 60 gün, belki bir özür dileyiş, belki ceza, belki de sevap eşitliği yakalama çabasıdır. Dostluk hissini tamamı ile yaşayacağınız bir kitap. Okudukça sanki bir enstrümana üflüyorsunuz ve çıkan sıcacık melodi bir dost eliyle kalbinizi okşuyor. İnsana kendini, hayatı, insanlığı, dostluğu anlatıyor. “Kitaplar insanın en samimi, en sadık dostlarıdır.” tezini 61 mektupla açıklıyor eser. Mektup türünün gitgide unutulduğu bir dönemin içerinde olduğumuzdan dolayı sanırım, içerisinde bu kadar içten mektuplar barındıran bir kitabı okumuş olmam bende çok güzel duygular uyandırdı. Her sayfası mutluluk veren bu kitabın içerisinde bulunan mektuplar bir dosta hitaben yazılmış ve her bir mektup “Sevgili Dost” cümlesi ile başlıyor. Eminim sizde okumaya başladığınızda hemen bitirmemek için çabalayacaksınız. Şahsen ben hiç bitmesin istedim. Hele de mektupları okudukça aklınıza gelen bir dostunuz var ise, okuma eylemi çok daha güzel bir hâl almaya başlıyor. Bence kesinlikle okunması gereken kitaplardan.
Posta Kutusundaki MızıkaA. Ali Ural · Şule Yayınları · 202022,9bin okunma
Puan vermedi·232 syf.··
2023 6. kitabı
(spoiler içerir :))) İle, Oruç Aruoba'nın okuduğum ilk kitabı. Anlatımına aşina olmadığım için biraz zorlandım ama okudukça alıştım. Felsefi mektuplar diyebiliriz buna. Daha önce beraber olduğu insana mektuplar yazarak, geçmişte yaşananları yine bu mektuplar aracılığıyla hatırlatarak bir ilişkinin başlayıp nasıl sürdüğünü, ilişkinin doğasını, nasıl çözülüp bittigini anlatıyor Oruç Aruoba. Ve felsefenin doğasına uygun olarak bu ilişki üzerinden sorunlar yaratıp, çözümlemesini yapıyor. Üslubu zor ama okurken hem felsefe okurkenki, hem şiir okurkenki hazzı aldım. Her sayfasında o sessiz ahengin büyüsünde kayboldum. Hiç bitmesin istediğim, okurken her satırına hayret ettiğim, dönüp dönüp tekrar okuduğum bu eserdeki anlamların beynimi yormasın bayılıyorum. Birşeyler yanıyor içlerinde belli. Sevdiğiniz kişiye tutulan bir defter sanki. Her satırı kendi cümlelerim gibi benden bir parça. Sizi benimseyen, sizinde onu benimseyeceğiniz satırlar. Aşk, sevgi, kıskançlık vs. Konularına felsefik yaklaşımı insanı benliğinden alıyor. Kitabın konusu her ne kadar Oruç Aruoba'nın sevgilisi ile ilgili yazdığı 'mektup'larmış gibi görünse de yazar, yaşamış olduğu ilişkiden yola çıkarak tüm ilişkilere yönelik etkileyici ve yerinde tespitler yapıyor. Bunu yaparken şairane bir üslup kullanarak her sayfasında sizi düşünmeye sevk ediyor. Zaten yazarın bir filozof olduğunu da göz önünde bulundurursak, filozof bir kişinin şairane bir üslup kullanmasının ne kadar değerli olduğunu tahmin edebiliriz. Ayrıca yazar kitapta defalarca okuyucuya “Ey okur” diyerek sesleniyor. Bu sebeple okurken kendinizi kitabın içerisinde üçüncü bir kişi olarak hissediyorsunuz. Bu bağlamda, kişilerin kendilerini tekrardan sorgulamalarına aynı zamanda karşılarındaki kişilere olan bakış açılarını geliştirmelerine olanak
İleOruç Aruoba · Metis Yayınları · 20184,434 okunma