Farid Abbasov

Farid Abbasov
Bütün doğulan ümidlərin gecəylə ölməlidir.. open.spotify.com/user/317tyfr4kp...
Suzan "aşk acı sevmeye benziyor" demişti, "yakıyor, biliyorsun, ama yine de gidip âşık oluyorsun."
Sayfa 29·Kitabı okudu
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Ayrılmak bir solucanın ikiye bölünmesi gibidir, her iki parça ayrı ayrı yaşamaya devam eder, bir zamanlar tek parça değilmiş gibi, tanımaz birbirini parçalar. Kızım doğduğunda karım çok sevinçliydi, hayatına gökten bir gaye inmişti. 'Defter tutacağım, her anını yazacağım' diyordu, tutmuş. Annesinin kız, anneannesinin torunu, teyzelerinin biriciği defteri: Bilge bugün aşı oldu - ilk dişini çıkardı - güldü - şunu yaptı - bunu yaptı. Altı, yedi ay boyunca basmakalıp cümleler karalamış süslü püslü, küçük, pembe kaplı deftere. Bir gün tesadüfen elime geçti. Karım benim adımı hiç anmamış. Üç kere okudum. Anneannesi var, teyzeleri var, doğumunu yaptıran ebenin adı bile var, ben yokum. Yutkunarak sordum, 'neden bu defterde benim adım yok?' diye. 'Senin defterin değil ki, Bilge'nin' dedi. Yürüdü gitti. Solucan ikiye bölünmüş çoktan, haberim yok.
Sayfa 26·Kitabı okudu
Bir ev nedir? diye düşündüm: kardan, yağmurdan korur insanı, penceresi vardır, dışarıya bakarsın, ama dışarıda değilsin, hem hayata aitsin, hem kendi fanusundasın. --- Okyanusun içinde kendi soluğunu tüketerek kaybolan bir denizaltıdır ev, canlılar geçer pencerenin önünden, su götürür yeryüzünü.
Sayfa 24·Kitabı okudu
Üst Düzey Yazışmalar!
Sevgili İnsanlar, Açıkçası, birbirinizi gebertmeniz kesinlikle umurumda değil. Evrensel olgunluğun en alt mertebesine bile ulaşamamış bir sürü olduğunuz için ilgi alanıma girmiyorsunuz. Yine de, ne yazık ki doğam gereği en sadık dostunuz olarak size kim olduğunuzu söylemek benim görevim. Sizler insan değil, birer silahsınız. Tetikleriniz var. Bedenlerinizin her noktası tetiklerle dolu. Zihinleriniz tetiklere boğulmuş. Sizi ateşlemeden size dokunmak ya da sizinle konuşmak mümkün değil. İstediğiniz kadar birbirinizi bombalayabilir, birbirinize mayınlı tuzaklar kurabilir ve birbirinizi uykularınızda vurabilirsiniz. Ne istiyorsanız yapın! Ama bu kan kokusuna bir çare bulun çünkü artık nefes alamıyorum. Köpek Lan Köpek, Kim yazdırdı sana o mektubu! Hangi karanlık güçler verdi o kalemi senin eline! Sen kimsin de bize "insan değilsiniz" diyorsun! Tecavüz mü edelim illa? Bunu mu istiyorsun? Canına mı susadın? En sadık dostumuzsun diye bu defalık ihtarla yetiniyoruz. Ama bir daha ağzını açıp havlayacak olursan, kırarız o bacaklarını! Hoşt ulan! Hoşt! Sevgili İnsanlar Sevgili İnsanlar, Bir yanlış anlaşılma oldu herhalde. Önceki mektubumda da belirttiğim gibi, benim derdim birbirinizi öldürmeniz değil, cinayetlerinizin sonrasında havaya yayılan kan kokusu. İnanın çok rahatsız oluyorum. Biliyorsunuz, olağanüstü hassas bir koku alma yeteneğim var. O kan kokusunu duyar duymaz midem öyle bir bulanıyor ki ölecek gibi oluyorum. Başıma korkunç ağrılar saplanıyor, kalbim sıkışıyor, dilim damağım kuruyor. Acaba diyorum, bir süreliğine de olsa cinayetlerinize bir ara veremez misiniz? Belki de konuşarak halledebilirsiniz sorunlarınızı. Ya da ne bileyim, koklaşarak, falan? Bunu bir
Safkan insan
Annenin sana hamile olduğunu öğrendiğinde ne hissettiğinin, ultrasonla çekilmiş ilk görüntünün neye benzediğinin, doğumunun sezaryenle olup olmadığının, aldığın ilk nefesin, emdiğin sütün tadının, kimlerin senin için uykusuz kaldığının, kaç kez ağlayarak uyandığının, ilk adımını hangi ayağınla attığının, söylediğin ilk anlamlı sözdeki sesli harf sayısının, en sevdiğin oyuncağının Çin malı olup olmadığının, gittiğin anaokulunun bina renginin, öğleden sonra uykularında gördüğün rüyalarının, dökülen dişlerinin şimdi nerede olduğunun, ilkokula başladığın günün hava durumunun, kaçıncı sırada oturduğunun, tahtayı görüp göremediğinin, kaleminin ucunu kaç kez açtığının, adını ilk kez ne zaman yazdığının, okumayı hangi hızla söktüğünün, en yakın arkadaşının soyadının, karnendeki pekiyi'lerin sayısının, yediğin dayakların şiddetinin, teneffüste attığın gollerin güzelliğinin, atladığın iplerin uzunluğunun, ilk kez kiminle öpüştüğünün, kimin sana aşk notları gönderdiğinin, girdiğin sınavlarda hangi sorulardan başladığının, ortaokul üniformanda bir arma olup olmadığının, gittiğin yazlığın enlem ve boylamının, yüzdüğün denizin derinliğinin, dalıp çıkardığın taşların ağırlığının, ileride ne olmak istediğinin, içtiğin ilk sigaranın markasının, hangi korkularınla yüzleşmeyi becerebildiğinin, gözlerini kapayarak dinlediğin şarkıların, ezberindeki şiirlerin, attığın kahkahaların, döktüğün gözyaşlarının, fedakârlıklarının bedelinin, geleceğinin, 16 yaşında ettiğin küfürlerin, 17 yaşında dilediğin özürlerin, kazandığın üniversitenin logosunun, kantinde içtiğin çayların acılığının, ders çalışırken uyuyakaldığın gecelerin, aldığın diplomalardaki imza sahiplerinin, girdiğin iş görüşmelerinde "Biz sizi ararız" diyenlerin ses tonlarının, kiminle evlendiğinin, bir çocuğun olacağını öğrendiğin an
Alıntı