Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bir hasta düşünün beyninde mercimekten küçük bir pıhtı var. Onu felç eden. Onun ilerlemesine engel olan. Konuşması, gülmesi, yürümesi, koşması için ondan kurtulması gerekiyor. Doktorun tedavisi ise kafatasını kesmek beynine girmek ve onu almaktır. Aklı başında herkes bu tedavi ister. İşte başımıza gelen ızdırablarda böyledir. Onlar bir tedavidir insanı olgunlaştıran.
Evet, mabedin korusunda ve hisarın gölgesinde gördüm aranızdaki en özgürlerin kendi özgürlüklerini bir boyunduruk ve kelepçe gibi takındığını.
Ve yüreğim içime kanadı; zira sizler, özgürlük arayışı tutkusu sizin için bir koşum haline geldiğinde ve özgürlükten bir hedef ve tatmin olarak bahsetmeye son verdiğinizde ancak özgür olabilirsiniz.
Ve nedir aşkla çalışmak?
Kumaşı, yüreğinizden çekilen ipliklerle dokumaktır, bu kumaşı cananınız giyecekmişçesine.
Muhabbetle bir ev inşa etmektir, o evde cananınız ikamet edecekmişçesine.
Şefkatle saçmaktır tohumları ve hasadı neşeyle kaldırmaktadır, mahsulü cananınız yiyecekmişçesine...
Çalışmak, görülebilir kılınmış aşktır.
Ve eğer sizler aşkla değil de, aksine sadece kerhen çalışabiliyorsanız evlâ olan, işinizi bırakmanız ve mabedin kapısına oturmanız ve neşeyle çalışanların sadakalarını almanızdır.
"Ve öyleleri var ki verir ve verirken istirap duymazlar, ne neşe ararlar, ne de erdem düşüncesiyle verirler.
Onlar, şuradaki vadide mersin ağacının rayihasını fezaya salışı gibi verirler.
Bu gibilerin elleri aracılığıyla konuşur Allah ve onların gözlerinin ardından gülümser yeryüzüne."
(...Vermeye layık olmaktır asıl önemli olan.
...Verene bakma onunda ilerisinde verdireni unutma)