Çocuklar çikolataya ihtiyaç duyduklarını düşünürler. Çok emindirler bu konuda; ağlayıp sızlar ve çikolata isterler. Hakiki ihtiyacının çikolata değil de süt olduğunu kabullenen çocuk var mıdır? Bir çocuğun elinden çikolatanın alınıp önüne bir çorba kâsesinin konulması onun hayatında berbat bir olay, hatta azaptır. Ona zulmediliyor, istedikleri verilmiyor, kimse ona yardım etmiyor ve onu sevmiyor, herkes onu üzmeye çalışıyor diye düşünür. Ebeveynse onun heveslerini bir yana bırakıp hakiki ihtiyaçlarını gidermeye çalışır. Zararını bilmediği için akrebe el uzatan çocuğa o anda serbestlik tanımak mı şefkattir, yoksa ona engel olmak mı? İşte biz de büyümüş çocuklarız. Cenab-i Hakk, arzu ettiğimiz ancak bize zararı dokunacak şeyleri elimizden alıp, yerine faydalı olanı koymaktadır. Bu faydalı şeyler bazen musibet, bazen hastalık, bazen de huzursuzluk ambalajina sarılı olarak bize ulaştığı için onların rahmet olduklarını görememekteyiz.
Yardımın tamamen kesildiği bir an bile yoktur. Bazen yardım gelmiyor gibi görünse de, o durumda yardımın gelmeyişi bir yardımdır, desteğin ulaşmaması bir destektir. İlahi yardımlar insanın heveslerine göre gelmez. Bazen kişinin darmadağın edilmesi bir tür yardımdır. Bazen ruh halinin bozulması ona verilmiş bir destektir. Nefsin incitilmiş olmasından dolayı bunlara yardım değil de azapmış gözüyle bakılması bu hakikati değiştirmez.
Mesela, dünyayı ahirete, günahı sevaba kararlıca ve daima tercih etmiş bir insan için kaderin biçtigi başarısızlık, beceriksizlik ve hatta tembellik gibi duygular ona yapilmis büyük bir ihsan degil midir? Hastalık ve yoksulluk onun için rahmet olmayacak mıdır?