Kitabımız yer yer katil ağzından anlatılıyor. İkinci kitap olduğu için konu falan anlatma gereği duymuyorum. Kitap gerçekten erkek eli değmiş gibi diyeceğim ama zaten :)
Kadınlar hep s*ks sahnesinde var. Mevsimlik işçi anlatır gibi anlatmış yazarımız ve okuduğumuz tüm kadınlar ya tcavüze uğramış ya da *zgın olmakla suçlanıyor. Bu tip karakterler tabii ki işlenebilir. C*nsel arzusu yüksek olan veya tacize uğrayan kadınlar dolu etrafımızda ama benim takıldığım nokta bu kitaptaki tüm kadınların bu iki olgu üzerinde işleniyor olması. Anladığım kadarıyla yazarımıza göre bir kadın sadece bu şekilde var olabiliyor. Bacak arasıyla!
Hatta daha da kötüsü bir sahnede Noa karakteri t*cavüze uğramak üzereyken kurtarılıyor (tabii ki beyaz atlı prens tarafından) ve sonrasında şey diyor içinden keşke oyuncak katili bunları öldürseydi. Heh diyorum mantıklı bir cümle kurdu ama sonra diyor ki POTANSİYEL T*CAVÜZVÜLERİNE aklımdan geçenlerden utanıyorum iyi veya kötü kimse ölmeyi hak etmez. Bu kitabı yazım dili ve işleniş, mantık hataları hatta kurgusal boşluklar ile de çok güzel gömerim emin olun çünkü aşırı eksik bir kitap ama keşke şöyle sahneleri okumak yerine ben bu kitabın edebi yeterliliği eleştirseydim.
Toplumumuzda t*cavüz edilerek insanlar öldürülüyor. Kadınlar bile demiyorum insanlar öldürülüyor ve bunlar kitaplarda işleniyorsa böyle alçakça işlenmemeli. Özür dilerim hatta oyuncak katili edasıyla özür mözür dilemiyorum sizi ahmaklar bir erkek anlamayacağı bir travmayı kitaplarda kullanmasın bi zahmet!
Kitaba dair iyi şeyler de yok değil, yazar katilden nefret etmemizi sağlamak istemiş Kİ Bİ ZAHMET. Ve bunu amerikan dublajlı dördüncü duvarı kıran karakteri ile gayet de başarmış. Okurken kitabı dağlara taşlara atmak istedim katile olan nefretimden. Ama tabii her güzel şey gibi