Fahrenheit 451 – Ray Bradbury
“Bir gün kitapların yasaklandığı, düşünmenin suç sayıldığı bir dünyada uyansan ne yapardın?”
Ray Bradbury, Fahrenheit 451 ile tam da bunu soruyor bize.
Kitabın adı, kitap kâğıdının tutuşma sıcaklığından geliyor — yazar da bundan daha anlamlı bir isim seçemezdi, çünkü kitabın konusu kitapları yakmak.
Evet, öyle bir zaman gelmiş ki artık itfaiyecilerin görevi yangın söndürmek değil, kitap yakmak.
İnsanlar ekranlara hapsolmuş, duygularını ve düşüncelerini unutmuş durumda.
1950’lerde yazılmış olmasına rağmen, bugünün dünyasına ayna tutuyor adeta.
Bradbury, özgürlüğün bilgiyle başladığını, kitapların yalnızca kâğıt değil, insanlığın hafızası olduğunu anlatıyor.
Ben çok etkilendim.
Hikâye, itfaiyeci Montag’ın yavaş yavaş uyanışını anlatıyor.
Bir şeylerin ters gittiğini fark eden Montag, sorgulamaya başladığında artık hiçbir şey eskisi gibi kalmıyor.
Teknolojinin duyguların yerini aldığı, insanların “düşünmeden” yaşadığı bir dünyayı öyle çarpıcı anlatıyor ki…
Okurken insanın içi burkuluyor; düşünmeye, yavaşlamaya ne kadar ihtiyacımız olduğunu hatırlatıyor.
Bir de şunu çok sevdim:
Bu kitapta klasik bir aşk hikayesi yok.
Varsa da, o aşk kitaplara duyulan aşk.
Belki de bu yüzden bu kadar özel.
Şiddetle tavsiye ediyorum.
Mutlaka okuyun, keyifli okumalar!
Reklam ,kazanç ve ticari amaç yoktur. .sayfada ki paylaşımlar tavsiye amaçlı olup tercih hakkı size aittir.
#Fahrenheit451 #RayBradbury #KitapYorumu #Distopya #BilimKurgu #KitapÖnerisi #Bookstagram #KitapTavsiyesi #OkumaÖnerisi #DistopyaKitaplar #kitapsayfaları #OkumaKeyfi