“Kocaman adımlarla yürürdü hep. Ama yanında yürüyeyim isterdi. Hep giderdi benden. Sonra koşarak geri gelirdi. İçten gülmezdi pek. Ama ben hep güleyim isterdi. Git-gel’lerini sevdiğim adam…”
Tüm insani duygulardan mahrum gibi görünen soğuk ve asil yüzü, nasıl oluyordu da gülerken o kadar içten olabiliyordu? Bir gülüş, nasıl oluyordu da bu kadar kendine çekebiliyordu?