Su

5/10
·309 syf.··
2026 36. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 01:47
Sessiz Hasta, aslında kocasını öldürdükten sonra tek kelime bile konuşmayan ressam Alicia’nın sırrını çözmeye çalışan, son ana kadar da merakı diri tutan popüler bir psikolojik gerilim. Kitap, insan psikolojisine ve travmalara dair yaptığı bazı nokta atışı tespitlerle ilk başta insanı yakalıyor, "galiba ufkumu açacak bir şeyler okuyorum" hissi yaratıyor. Ama ne yazık ki yazarın bu klinik tespitleri, kitaba edebi bir değer katmaya yetmiyor. Çünkü en başta karakterler çok yüzeysel ve şematik kalmış. Yazar, derinliği olan, kanlı canlı karakterler oluşturmak yerine önümüze hazır psikolojik etiketler ve klişeler koyup geçmiş; karakterler adeta sadece olay örgüsünü finale taşımak için hareket eden birer piyona dönüşmüş. Bu sığlığı kapatmak için başvurulan mantık hataları da cabası; koskoca psikiyatristin mesleki etiği falan bir kenara bırakıp amatör bir dedektif gibi kapı kapı gezmesi hikayenin inandırıcılığını resmen baltalıyor. Üstelik son dönem kitapların o gına getiren hastalığı burada da var: Hikayenin akışına zerre katkısı olmayan çiğ bir müstehcenlik, kaba argo kelimeler ve sanki kitap değil de bir Netflix senaryosu okuyormuşuz hissi veren fabrikasyon diyaloglar, metni rafine bir eser olmaktan çıkarıp hızla tüketime uygun çerezlik bir ürüne çeviriyor. İşin içine bir de son derece mekanik ve baştan savma bir çeviri girince, okuma süreci iyice keyifsiz bir hal alıyor. İngilizce cümle kalıpları Türkçeye kelimesi kelimesine, düz mantıkla aktarıldığı için dilin o canım esnekliği ve müziği tamamen kaybolmuş. Okurken sürekli havada kalan, zamirleri eksik, yapay cümleleri zihninizde tamir etmek zorunda kalıyorsunuz ve bu da insanı yoruyor. Özetle; Sessiz Hasta kurgusal hilesi ve ters köşesi için bir çırpıda okunup bitirilecek akıcı bir kitap olabilir ama Türkçenin
Sessiz HastaAlex Michaelides · Domingo Yayınevi · 202312,8bin okunma
Reklam

Su

, bir kitap okudu
5/10
·309 syf.··
25 saatte okudu
·
2026 36. kitabı
Alex Michaelides
8.6/10 · 12,8bin okunma
7/10
·312 syf.··
2026 35. kitabı
·
21 saatte okudu
·
Okunma: 02 Haziran 2026 18:34
Alice Feeney’nin Taş Kağıt Makas romanı, gerilim türünün en sevdiği formüllerden biri olan "sorunlu bir evlilik ve şehirden uzak, tekinsiz bir hafta sonu tatili" klişesiyle açılıyor. Yazar, başlangıçta çok tanıdık gelen bu izole ve klostrofobik atmosferi kullanarak okuyucuya bir konfor alanı sunuyor. Ancak bu sıradan görünen ilişki dramasının arkasına yerleştirilen sırlar, karakterlerin aşırı tekinsiz ve güvenilmez anlatımları ile hikayeye yön veren zekice detaylar, kurguyu kısa sürede karanlık bir labirente dönüştürüyor. Okurken her kelimeden şüphe ettiren, insanı sürekli yeni senaryolar üretmeye zorlayan bu kasvetli hava, zaman zaman tempoyu düşüren uzun monologlara ve fazla ayrıntılara boğulsa da kitaptaki gerilim dozunu hep yüksek tutmayı başarıyor. Kitabın en güçlü yönü, okuyucunun tüm tahminlerini boşa çıkaran ve adeta zemini ayakların altından kaydıran o büyük ve şaşırtıcı ters köşesi oluyor. Buna karşın, romanın o ana kadar tırnak kemirterek inşa ettiği muazzam düğüm, ne yazık ki aynı güçte ve gerçekçilikte bir çözüme kavuşamıyor. Hikayenin başından beri başarıyla korunan o tekinsiz ve ağır hava, final bölümünde yerini biraz aceleye getirilmiş ve inandırıcılığı zayıf bir sona bırakıyor. Olayların ahlaki boyutu, karakterlerin motivasyonları ve yaşanan onca psikolojik savaştan sonra ortaya çıkan tablo, adalet duygusunu tam olarak tatmin etmekten uzak kalıyor. Hikayedeki asıl suçların ve hataların bedelini ödeyen kişiler ile bu süreçten hiçbir zarar görmeden sıyrılanların dengesi, kurguyu zorlama bir noktaya taşıyarak yazarın kolaya kaçtığı izlenimini uyandırıyor. Sonuç olarak kitap, okuyucuyu sürekli geren atmosferi ve başarılı kurgu oyunlarıyla keyifli bir türe ait deneyim sunsa da, havada kalan hesaplaşmaları ve zayıf finali nedeniyle zihnimde biraz buruk ve
Taş Kâğıt MakasAlice Feeney · Yabancı Yayınları · 20238,3bin okunma