Su

Su

, bir kitap okudu
8/10
·240 syf.··
13 saatte okudu
·
2026 38. kitabı
Jasmin Schreiber
8.2/10 · 670 okunma
Reklam
Yas tutmak ne tuhaf, diye düşündüm. Kendimi hiçbir sebep yokken siyah ekran verip duran ve hiçbir içeriği olmayan hata mesajları gösteren eski bir bilgisayar gibi hissettim. Biri yeniden başlat düğmeme basıp beni tekrar çalıştırabilirse gerçekten minnettar olurum, diye düşündüm;
Mariana Çukuru'nun dibine oturmuştum ve elimdeki kaşıkla içimdeki tüm suyu ve acıyı dışanı boşaltmam bekleniyordu. Böylece kendimi daha iyi hissedecektim, her şeyi ama her şeyi dökmeliydim, yüzeye çıkarmalı ve göstermeliydim. Ama işler öyle olmadı.
9/10
·312 syf.··
2026 37. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 02:29
Bir polisiye kitabının arka kapağını okuduğunuzda katilin ve cinayetin ilk baştan verilmesi, "Bütün sırrı bozdunuz, nasıl heyecanla okuyacağım?" hissi oluşturabiliyor. Fakat Keigo Higashino’nun dehası tam bu noktada devreye giriyor. Yazar bize "Katil kim?" sorusunu değil, kusursuz bir mantığın insanı nereye kadar götürebileceğini sorduruyor. Lafı hiç uzatmayan, pürüzsüz ve kelime israfından tamamen uzak olan bu akıcı tarz, okuyucuyu ilk andan itibaren içine çekiyor. Kitapta beni en çok yakalayan unsurlardan biri, dahi matematikçi Ishigami’nin lise sınıfındaki o muazzam duruşu oldu. İsyankar bir öğrenciye türev ve integrali motosiklet yarışı üzerinden anlatırken aslında harika bir pedagojik ders veriyordu: Öğretmenin amacı öğrencileri zorla bir kapıdan sokmak değil, onlara o kapının varlığını gösterip bir seçenek sunmaktır. Her yıl karşısındaki öğrencinin ilgi alanına göre örneklerini şekillendiren bu adam, sadece formüllerin değil, insanların ve olasılıkların da denklemini kurabiliyor. Polisin adımlarını beş adım önceden hesaplayan bu soğukkanlı zekayı izlemek müthiş bir keyifti. Profesör Yukawa ile Ishigami arasındaki satranç maçını andığan o akıl oyunları, hikayeyi son ana kadar soluksuz bir tempoda tutuyor. Kusursuz bir cinayet planı izlediğimizi sanırken, finalde karşımıza çıkan o sarsıcı tablo ise tüm ezberleri bozuyor. Son sayfalarda anlıyoruz ki bu hikaye soğukkanlı bir suç organizasyonu değil; saf, hesapsız ve insanı derinden sarsan trajik bir adanmışlıkmış. Ishigami’nin hayatındaki yegane ışık olan insanlar için kendi varlığını ve geleceğini tamamen silme pahasına göze aldığı o büyük fedakarlık gerçekten yürek burkuyor. Bir dâhinin muazzam mantığı kalbinin duygusal yükü altında ezilirken, polisiye edebiyatının en hüzünlü ve unutulmaz finallerinden birine imza
ŞüpheliKeigo Higashino · Athica + Nox Yayınları · 2025172 okunma
Acının olayı șu: Acı sadece gücü tanır, acıya neyin sebep olduğunun bir önemi yoktur. Acı tam potansiyeline ulaşana kadar arttıkça artar, bu sırada insan o acıyı çeker ve bunun sebebinin ne olduğu fark etmeksizin bir şekilde hayatta kalmalıdır. Sebep belki köpeğin ölmesidir. Belki sevgilinin terk edişi. Belki babanın artık aramaması. Ya da kardeşinin ölmesi. Elbette acının, içinde ne derece kök salacağı, orada ne kadar kalacağı, içini ne kadar tarumar edeceği ona neyin sebep olduğuna bağlıdır. Bazı şeyler, diğerlerinden daha kötüdür. Ama biri gelip böbreğine tekme attığında, acıyı hissettiğin o ilk anda oraya neden tekme yediğin önemsizdir; o ilk an yerde kıvranarak yatar, bir şekilde nefes almaya çalışırız. Nefes al, nefes ver. Nefes al, nefes ver. Benim de bu anlarda başarabildiğim tek şey, boğulmamaktı.
Reklam