Sevdiğiniz çiçek milyonlarca yıldızdan yalnız birinde bile bulunsa yıldızlara bakmak mutluluğumuz için yeterlidir. "Çiçeğim işte şunlardan birinde." deriz kendi kendimize.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Veda etmek. Aslında işin en zor yanı buydu: İnsan bir kez akıl hastanesine girdi mi, delilik dünyasında var olan özgürlükğe alışıyor, hatta ona bağımlı hale geliyordu. Sorumluluk altına girmek, ekmeğini kazanmak için çalışıp çabalamak, sıkıcı, rutin günlük işler yapmak zorunda değildiniz burada. Sabahtan akşama dek bir resme bakmak ya da bir kağıdın üstüne saçma sapan çizgiler çekmekle oyalabilirdiniz. Her şey hoşgörü ile karşılanıyordu, çünkü ne de olsa kişinin aklından zoru vardı. Kendisi de pek çok kez gözlemlemişti ki çoğu daha hastaneye girer girmez iyileşmeye başlıyordu, çünkü artık semptomlarını saklamak zorunda değillerdi.
Yavrucağım, dün gece hayata gözlerini yumdu. Hakikatte daha fazla yaşayacak olursam, yine yalnız olacağım. O aşina olmadığım, siyahlara bürünmüş, kaba saba adamlar yarın gelecek. Bir tabut getirecekler. Benim zavallı, biricik çocuğumu onun içine yatıracaklar. Belki tanıdıklar da gelecek ve çelenk getirecekler. Fakat bir tabutun üzerinde duran çiçeklerin ne anlamı olabilir? Beni teselli edip bazı sözler geveleyecekler. Ama bu cümlelerin ne faydası olabilir ki bana? Ondan sonra yine bir başıma olacağım, biliyorum.