Ne acıdır ki bugüne kadar, çokuluslu şirketlerle kendi kültür ölçülerini çıkar amaçlı olarak dayatmaya çalışan egemen ekonomilerin kültüründen başka bir kültürün evrenselleştiğini hiç görmedik. Ayrıca, bir de şunu bilelim: İki üç devin egemenliği altındaki uluslarüstü yapay kültürün, kültürel enternasyonalizmle de hiçbir ilgisi yoktur.
Bu diyaloğun başarısı için gerekli şartlardan biri, kendisi olmak ve kendisi olarak kalmaktır. Yani, sömürgenin sömürge-ciyi taklit etmeye son vermesi ve Jacques Berque (Jak Berk)'in şu güzel ifadesiyle sömürge insanının "kendi göğünü ve yeri-ni derleyip toparlaması" için yeterli imkâna kavuşmasıdır
Batı kültür modeli, tam bir çıkmaza varıp dayanmış bulunuyor. Yakında o kültürel model, içinde yaşayamayacağımız bir dünya yaratacak. İçinde bulunduğu bunalımı dizginlememiz istenen o dünya, zaten tuzaklı bir patlayıcıyı andırıyor.
Siyasi, iktisadi ve kültürel planda dünyayı kaplayan emperyalist dalganın bir sonucu olarak, sömürgeci yayılmacılık yüzyıllarından bu yana Batı insanı kültürel yönden kendisini (çevresiyle irtibatı kesik ve dış çevreden tamamen kopuk) bir "adalı" gibi görüyor. Batı insanının öteki kültürlere bu şekilde kapalı oluşunun, onun bu dünya üzerinde sürdürdüğü iktisadî ve siyasî egemenliğin kaçınılmaz bir şartı olduğunu iyi anlamamız gerekir