Loc’hlaith

Loc’hlaith
Anadolu Üniversitesi Tarih
24 Aralık
445 okur puanı
Aralık 2018 tarihinde katıldı
Reklam
2/10
·348 syf.·
2018 21. kitabı
Sevmedim. Kurucunun Kızı kadar kötü olmasa da bu da pek iyi değildi. İlk bölümler çok iyiydi fakat sonrasına mantığım yetmedi. Şu iplik- dokuma- dokuma tezgahı olayı bir tek bana mı saçma geldi? Yazar bağlantıyı, insanların o sisteme nasıl bağlandığını açıklayamamış. Baştan sona dudak bükerek okudum. İnsanların hayatı nasıl oluyor da bir dokuma tezgahındaki ipliğe bağlı oluyor? Buna teknolojik bir detay eklemek zor muydu? Mesela iplikle insanlar arasında bağ kuran, onları yöneten bir algoritma- sahte şehirleri insanların gözüne ve algılarına işleyen bir verici ya da herhangi bir şey??? Bıktım; hayat böyle gerisini irdeleme temelli kurgulardan. Lütfen, distopya yazıyorsanız azıcık da olsa bilimi mantığı kullanın.
YaratıcıGennifer Albin · Dex Yayınevi · 201359 okunma
4/10
·416 syf.·
2018 20. kitabı
Okuyalı rahat yedi yıl oldu. O zamanlar da beğenmemiş ve zayıf bulmuştum, şimdi de öyle buluyorum. Lise zamanında bile benim için iyi bir seri değildi Hush Hush. Bu seri çook daha iyi seriler var. Ne bileyim bir Dönüşüm, Grisha, Mara Dyer kurgu- açısında daha güzel. İlla aşk ağırlıklı fantastik okuyacağız diyen liseli genç arkadaşlara Obsidiyen’i bile tavsiye ederim ama Fısıltı’yı etmem. İlk kitap yine bir nebze olsun iyi, altı yıldır Çığlık’ı bitirememiş bir okur olarak ve seriyi bitiren arkadaşların Çığlık’tan sonrasının daha sıkıcı ve ağır ilerlediğine dair yaptıkları yorumlara dayanarak bu yorumu yaptımZ
FısıltıBecca Fitzpatrick · Pegasus Yayıncılık · 201513,4bin okunma
10 Puan Ama Kitapta Yaşanan Bugünün değil, Geçmişin Hatırına.
10/10
·992 syf.·
2018 19. kitabı
Kuşkusuz serinin en güzel kitabı Bronz Atlı’ydı. Diğer kitaplar olmasa da olurmuş fakat ben durumdan pek şikayetçi değilim. Diğer kitapları da severek okudum. Bu kitap biraz daha evlilik hayatının gerçeklerine yönelik olmuş. Dramdan, hayatta kalma mücadelesinden çok evli bir çiftin sıradan sorunlarına odaklanmış. (Tabii ki ikinci dünya savaşı Rusya’sından kaçmış bir çift geçmişini unutmaya çalışarak bugünü ne kadar yaşayabilirse o kadar sıradan bir hayat bu. Altta yatan dram, karakterler biraz normalliği hak etti diye düşündürdüğü için bu günlük tartışmalar- sorunlar beni çok sıkmadı) Alexander’ın evini geçindirmek için çok fazla çalışması, Tatya’nın çalışmasını istemediği için yaşadıkları sorunlar, Alexander’ın bazı sadakatsiz davranışları, Amerika’da yeni bir hayat, yeni arkadaş ortamları... Kitabın yarısı bu şekilde ilerliyor. Olmasa da olurmuş aslında. Tatyana ve Alexander kitabı final olsaymış yeriymiş diye düşündüm arada sırada. Alexander ve Anthony’nin ilk karşılaşmasını okuyamamış olmak beni ciddi hayal kırıklığına uğratsa ve üçüncü kısımı gereksiz bulsam da... O final yok mu? O final her şeyi unutturdu. Kalbimde bir sızı ile o tuğla gibi üç kitap gözlerimin önünden film şeridi gibi geçti. Her şeye rağmen güzel bir seriydi. Hayattaki acıyla, aşkla, umutsuzlukla, savaşla, barışla, ihanetle ve sevgiyle... Tamamen gerçekti. Öyle hissettirdi. Tatya ve Alexander’la birlikte yaşadım, büyüdüm ve yaşlandım sanki. Sırf bu hislerimden ötürü her ne kadar kitapta sinir olduğum, hatta nefret ettiğim onlarca detay olsa da 10 puan veriyorum. Tüm o gerçekçi hisler için. Kırmızı güllerle dolu elbiseli Tatya, erimiş dondurma, genç subay ve her şeye rağmen birbirinin yanında duran bu iki aşık için.
Yaz BahçesiPaullina Simons · Pegasus Yayınları · 2018301 okunma