Bu kadar özgün bir konuda bu kadar çeşitli olayların olmasını gerçekten beklemiyordum. Özellikle sonunu HİÇ beklemiyordum diyebilirim. Hatta bu kitabı bitirdikten sonra ikinci kitabına da başladım fakat bence ilk kitabın yanından bile geçemedi. Bu yüzden yarıda bırakmak zorunda kaldım çünkü onu bırakmadıkça başka kitaplar da okuyamayacaktım. Çok büyük umutlarla başladım ve sonrasında büyük bir hüsrana dönüştü diyebilirim.
Kitaba fazla bir beklentiyle başladığım için, beni doyurduğunu söyleyemem. Kesinlikle mükemmel bir konusu var, müthiş bir 'yaratıcılık', ancak olaylar bunu biraz heba etmiş diyebilirim. Ne, nasıl olabilirdi emin değilim, ama böyle olmamalıydı. Yazar yeni bir dünya yaratmayı başarmış, bunu kullanmayı ise başaramamış. Öte yandan boş zamanınız varsa, sıkıntı gidermek için okunabilir nitelikte.
"Yaratıcı" kitabı çok beğendiğim distopyalardan biri oldu. Yazarın yarattığı dünya oldukça iyiydi. İnsanların yaşadığı dünyanın adı Arras... Bu dünyada nedense erkekler bir adım daha önde... Mesela kitabın bir yerinde kadınların tavuk eti yerken erkeklere kırmızı et verildiğini duyunca fecii sinir olmuştum. Bu dünyada erkekler kadar önemli olan tek kadınlar da Dokumacılar... Ve bu dünyaya Dokumacılar tarafından yön veriliyor. Hangi bölgedeki insanlara ne kadar yemek verileceğine, kimin öleceğine, kimin ipliğinin artık işe yaramadığına onlar karar veriyor. Ve bu dünyada Dokumacı olabilmek büyük bir lütuf... Kızlar hayatları boyunca bir Dokumacı'nın taşıdığı özelliklere sahip olup olmadıklarına dair bazı sınavlardan geçiyor. Belli bir yaşa geldiklerinde de Deneme dedikleri bir sınavdan geçiriyorlar ve kesin olarak Dokumacı olup olmadığına karar veriliyor. Bundan sonra da onları bambaşka bir hayat bekliyor. Ailelerinden koparılıp yeni bir hayata götürülüyorlar. Ama bu hayat gösterildiği kadarıyla muhteşem elbiseleri, varlığı ve eğlenceyi getirdiği için Dokumacı olmak oldukça can alıcı hale geliyor.
Ancak bizim başbelası kızımız Adelice için durum hiç de öyle değil. Kızımız Dokumacı olmak için doğuştan yetenekli hatta biraz fazla yetenekli desek yeridir. Ailesi de bunun farkedilmesinden çok korkuyor ve Adelice'i yeteneğini saklaması için sürekli uyarıyorlar ve eğitiyorlar. Ancak son Deneme'de Adelice yeteneğini saklayamıyor ve alıp götürülüyor. Kule adı verilen yerde de Deneme sırasında Dokumacı özelliği taşımış kişilerle birlikte eğitim görmeye başlıyor. Ama hiçbir şey dışarıdaki insanlara gösterildiği kadar toz pembe değil.
Bu Kule'de biz de Jost ve Erik'le karşılaşıyoruz. Ben kesin bir tercih yapamadım ikisi arasında... Kitap oldukça heyecanlı ve aksiyonu da boldu.
Distopya sever bir okuyucuyum. Bu kitap da güzel ve sürükleyiciydi ama devamını da okumak isteyeceğim kadar değil. Nerde o açlık oyunları,labirent,kül gibi distopyalar...
Uzun zaman sonra okuduğum yeni bir fantastik-distopya romanıyla geldim. Gennifer Albin’i ilk defa okudum. Normalde fantastik romanları okumayı ve dizi-filmleri seyretmeyi çok severim fakat bu kitabı olay örgüsünden dolayı pek sevemedim. Bu kitap seri şeklinde 2. kitabı da “Halka” bu kitabı sevemediğim için 2. kitaba da şans vermeyi pek düşünmüyorum.
Kitapta ki, dokumacı, yaratıcı, tezgah gibi kelimeleri pek konu ile bağdaştıramadım. Sürekli bu kelimelerin kullanılması konuyu birleştirmek yerine daha çok dağıtmak gibi bir görev üstlenmiş gibiler.
Eserimizde baş karakterimiz Adelice isminde genç bir kız. Adelice olağandışı bir yeteneğe sahiptir. Ailesi ise dokumacı adı verilen bir grubun bunu keşfetmemesi için uğraşır.
Bütün yaşamı pamuk ipliğine bağlı olan Adelice ülkesi Arras’ı sonsuza kadar koruyacak mı yoksa yerle bir mi edecek?
Okuduğunuzda bu sorunun cevabını alacaksınız.
İyi Okumalar :)
Dikkat spoiler içerir.
Adelaice Lewys, Arras dünyasının dört kulesinden birindeki Romen kasabasında yaşayan, Amie adında bir kız kardeşi ve anne babası olan bir çocuktur. Dokumacı olması için test edilecektir ve annesi ile babası onu sınavı kaybetmesi için çalıştırır. Kendinin kaybettiğini zanneder ama bir gün görevliler gelince babası onu kaçırmaya çalışır. Ancak Lonca görevlileri onu yakalar. Babası ölmüş ve diğerlerinden haber alamamıştır. Dokumacılar, hava ve gıda ipliklerini dokuyarak Arras dünyasının ihtiyaç duyduğu hava durumu ve gıdayı hazırlayan çok özel insanlardır. Lonca binasına Büyükelçi Cormac tarafından götürülür. Burada Maele, kişisel asistanı Emora, Jost, Erik ve Prhyna ile tanışır. Jost kaba bir uşak, Erik Maele'nin aşık olduğu biri, Prhyna da onun gibi bir dokumacıdır. Tezgah olmadan dokuma yapabildiğini Emora hariç kimseye söylemez ve çok hızlı ilerler eğitimde. Ama Prhyna'nın köyündeki bir ipliği yok etmediği için Maele tüm iplikleri koparır ve insanları öldürür. Bir düşman daha kazanır. Dik kafalı olduğu için sürekli Maele ve Cormac ile kavga etmektedir. İnsanları yeniden şekillendiren ve bunu tehdit amacı olarak kullanan Cormac, onu Loricel ile tanıştırır. O bir yaratıcıdır ve Adelaice de onun vekili olacaktır. Jost ise karısı ve çocuğu ipliği koparıldığı için gizlice devrim olanı yapan biridir. Jost ve Ad yakınlaşırlar. Ama öncesinde Erik ile de öpüşmüş ve Maele iyice düşman olmuştur. Arras'ın altında yeryüzü vardır ama uzun zamandır orada kimsenin yaşamadığı düşünülür. Cormac ise Adelaice ile evlenmeye karar vermiştir. Kız kardeşine ait bilgi ararken yakalanan Ad, Jost'u serbest bırakmalarını ister ama olumlu yanıt alamayınca zamanda bir yırtık oluşturup, Erik ve Jost ile oradan atlar. Burada beynini yok edeceklerine yeryüzüne gitmeyi tercih
Kitabi yeni bitirdim ilk 60-70 sayfayi okurken cok sıkılmıştım ancak fantastik ögelere aksiyon da eklenince son sayfalar su gibi akti. Konu hayli ilgi cekiciydi. Yaratilan yeni dunyada _ki Arras diye adlandiriliyor_ bir yaratici var. Ve gerekli hammadde ile Arras'taki yasami duzenliyor. Ancak yaratici tum kararlari almiyor. Karar mercii var ya da denetleme kurulu diyelim bu da erkeklerden olusuyor. Dokumacilar ise bayanlardan olusuyor. Arras'taki duzeni saglamak dokumacilarin elinde. Gida,hava vb birimlerden sorumlu dokumacilar var. Hikaye ise 'Adelice' adli 16 yasindaki genc bir kizin 'dokumaci'olarak kesfedilmesinden sonra yasananlar uzerine kurulmus. Devam kitaplarini da okuyacagim. Ilgi cekici buldum. Distopya sevenlere tavsiye edebilirimm
Fantastik bir dünya ve bu dunyaya gitmek istemeyen bir kiz ailesi bu kizi surekli yeteneksiz yapmaya calisir ama kiz dokumacilar tarafindan fark edilir. Hayat bundan sonra nasil olucak
Sevmedim. Kurucunun Kızı kadar kötü olmasa da bu da pek iyi değildi. İlk bölümler çok iyiydi fakat sonrasına mantığım yetmedi. Şu iplik- dokuma- dokuma tezgahı olayı bir tek bana mı saçma geldi? Yazar bağlantıyı, insanların o sisteme nasıl bağlandığını açıklayamamış. Baştan sona dudak bükerek okudum. İnsanların hayatı nasıl oluyor da bir dokuma tezgahındaki ipliğe bağlı oluyor? Buna teknolojik bir detay eklemek zor muydu? Mesela iplikle insanlar arasında bağ kuran, onları yöneten bir algoritma- sahte şehirleri insanların gözüne ve algılarına işleyen bir verici ya da herhangi bir şey??? Bıktım; hayat böyle gerisini irdeleme temelli kurgulardan. Lütfen, distopya yazıyorsanız azıcık da olsa bilimi mantığı kullanın.