İlk kitap kadar iyi değildi... Gerçi ilk kitap da çook iyi değildi ama en azından daha sürükleyiciydi... Çok sıkıldım. Baş karakterin motivasyonundan, olay akışından, kızın bana böyle yaptılar- şöyle yaptılar diye içten içe ağlayıp zırlayıp dıştan kötü imajı yaratmasından. “Kötüsün işte, intikam alıyorsun, güçlendin ama içten içe zayıfsın- eziksin yeter sus, geçmişi bırak geleceğe bak.” diyerek kızı sarsmak istedim. Elimde süründü kitap, aylarca gidip gelip okudum da okudum en son atlaya atlaya okudum öyle bitti. O yüzden neyi anlatacağım bilmiyorum, aklımda bir şey yok. Bir şey eksik bir şey fazla serisi bu. Yine de deneyeyim. Müthiş bir güç sahibi Adalina. Keşke Mara Dyer ile karşı karşıya okuma fırsatımız olsa bu iki antikahraman arkadaşı diye düşündüm zaman zaman. Gerçekten istediğinde müthiş bir strateji ve kararlılıkla hareket ediyor. Fakat ruh hali inanılmaz dengesiz Adalina’nın. Sürekli araya diğer karakterlerin anlatımı girip durmasa belki de bu kadar sıkılmazdım kitaptan. Hatta sevme ihtimalim bile yüksekti ancak inanılmaz sıkıldım. Seride hiçbir karakteri sevedim. Hem de hiçbirini. Be Prensi, ne Violetta’yı ne tam olarak Adalina’yı. Empati yoksunu bi şekilde somurta somurta okudum kitabı. Yine sonu güzeldi ama kitap benim için seriye devam etmek için yeterli değildi. Üzgünüm.