Sümeyra

Sümeyra
22 || a girl romanticizing life Your beauty never ever scared me
Memleketin her karışında pür dikkat kesilmeyi gerektirecek korkunç şeyler oluyordu, ama haberlerde bir şey yoktu, suyunun suyu konular.
Sayfa 194·Kitabı okudu
Edebiyat
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Öyle solgun ve geride bir yerde ki, var mı yok mu, çocuk oldum mu bir zamanlar, emin değilim artık.
Sayfa 173·Kitabı okudu
Edebiyat
Ayrıksı
“ Sanki iki adım ötemizde, bize milyonlarca ışık yılı uzakta başka bir dünya dönüyor,” diyor Madenci “ o dünyaya bu adamlar ait, biz değiliz.” Mürşit ikisini rüzgara kapılmış, toprağından uzağa düşen iki tohuma benzetiyor. “Yahut kuşun biri daha sonra yemek üzere gagasında sakladı bizi,” diyor. “ Ama uçarken yanlış iklimde yere düşürdü. Ondan böyle ayrıksıyız.”
Sayfa 156·Kitabı okudu
Edebiyat
taşlaşan ruhlar
“Ama nasıl unutabildi herkes? Bunu, öncekileri, sonrakileri. Nasıl hiç yaşanmamış gibi devam edebilirler?” “Senin dediğin gibi. Duygusal taşlaşma çağı.” “Ama bir bedeli olmalı bu taşlaşmanın.” “Var,” dedi Mürşit “lanetlendik.” Kimse bu günahları sahiplenmiyordu. Ortada bırakılmış, sahipsiz günahlara kimse aldırmıyordu. Polis kurbanların anısına karanfil bırakmak isteyenlere geçit vermiyordu. Çıplak ölü kız çocuğunun ruhu tepelerinde haykırıyordu, ama dünyanın kendi çevresinde dönüşünün gürültüsü öyle yüksekti ki, kız çocuğunu kimse duymuyordu. “Çürüyoruz,” dedi Madenci. “Ruhumuz taşlaştı, ama bedenimiz çürüyor. Öyle ya da böyle, daha toprağa girmeden çürüyoruz. İğrenciz, kokuyoruz.” Dünya bir an Tanrı’nın parmağının ucundaki bir çıban gibi göründü gözüne, Tanrı parmağını bir bastırsa çıban patlayacak, çürümenin kokusu bütün evrene yayılacaktı. Dünya denen çıban öyle tehlikeliydi ki bütün evreni zehirleyebilirdi. Taşlaşma çağında dünya bir nefes bile iyileşecek gibi görünmüyordu. Vicdana, utanca, bağışlanma isteğinin dayanılmaz azabına ihtiyaç vardı. Ama taşlaşan ruhlara azap işlemiyordu.
Sayfa 124·Kitabı okudu
Edebiyat
Mürşit bu insanların uykularının kıskandırıcı olduğunu düşündü, gamsızlıklarının delirtici olduğunu. Burada hayat denen rezalete, musibete, felakete tahammül etmek için gamsız olmak şarttı. Duygusuz olmalıydı insan. Aklı, vicdanı felç olmalıydı.
Sayfa 98·Kitabı okudu
Edebiyat