Sümeyra

Sümeyra
22 || a girl romanticizing life Your beauty never ever scared me
9/10
·188 syf.··
2021 31. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 10 Ekim 2021 23:08
Tiyatro metinleri ve yazarları hakkında çok bilgiye sahip değilim. Çok az okuduğum bir tür. O yüzden bu incelemede bu güzel kitap hakkında bilgiler -hangi dönemde hangi amaçla yazılmış vs.- veremeyeceğim size. Yalnızca kitabın bana hissettirdiklerinden bahsedeceğim. Vee yazdığım incelemelerin arasını çok uzun tuttuğum için elim ister istemez paslanıyor.. Daha sık yazmak istiyorum artık. Bakalım.. Shakespeare’den daha önceden Bir Yaz Gecesi Rüyası’nı okumuştum. O kitabı sevmiştim fakat kitap bende tekrar Shakespeare okumalıyım hissiyatı oluşturmamıştı. Geçenlerde kütüphanede İngiliz Edebiyatı rafını karıştırırken Hamlet’e denk gelince bir şans vereyim dedim. İyi ki de öyle demişim. Kitabı gerçekten çok sevdim! Okuduğum sayılı tiyatro metinlerinin arasından beni içine en çok çeken, artık tiyatro metinlerini daha sık okumalıyım dedirten bir kitap oldu. Okurken sonunda ne olacak, yazar nasıl bağlayacak olayları diye merak ettim. Karakterler çok gerçekti. Ki bu kitaplarda en sevdiğim şeylerden birisi. Herkesin okurken kendinden, çevresindekilerden bir şey bulacağı bir kitap yani. Hatta kitabın çevirmeni de bunun üstünde durmuş: “Her çeviren kendi dünyasına çekmiş Hamlet’i. Ama Hamlet de buna en elverişli eserlerden biri doğrusu. Kişileri, sözleri, olayları ne kolay benimsenebiliyor, kendi çevremizde gördüklerimize benzetilebiliyor.” Bazen bazı duyguları hissederken kendimi inanılmaz yalnız hissediyorum. Sanki o duyguları yalnızca ben yaşıyormuşum gibi geliyor. Bu kitapta da o duygulardan birine Gonzago’nun tiratlarında rastlayınca inanılmaz şaşırdım ve mutlu hissettim. “Düşünceler bizim, olaylar bizim değiller.” Sizde eminim bu kitabı okurken başkalarının dikkatini çekmeyen bir cümleden etkilenecek, kendi düşüncelerinizi bulacaksınız. İnanılmaz güzel bir his! Daha önceden
Edebiyat
HamletWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202358,6bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·400 syf.··
2021 3. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 26 Ocak 2021 13:36
(Uzun süredir kitap yorumu yazmıyordum. O yüzden paslanmış olabilirim bu konuda.) Fantastik benim en sevdiğim türlerden birisi. Hatta en sevdiğin tür ne sorusuna eskiden vereceğim ilk cevaptı. Ama zaman ilerledikçe ve hayatına yeni kitaplar katıldıkça insanın fikirleri de değişim gösterebiliyor. Fantastik kitapları sevmemdeki en büyük sebep uçsuz bucaksız bir evrene sahip olmaları. Yani yazarın hayal dünyası ne kadar genişse ve kafasındakileri ne kadar iyi ifade ederse biz de ilgi çekici, güzel bir kurgu okumuş oluyoruz. Ama maalesef ki çoğu yazar bu konuda basite kaçıyor. Alacakaranlık'tan sonra nedense(!) çoğu yazarımız vampir melek şeytan gibi kurgusal karakterleri içermeyen kitap yazmaz oldu. :( Ve çoğu okurun aklında maalesef ki fantastik kitap deyince sadece bunlar canlanıyor. Biz fantastikseverler olarak özgün kurguya hasret kaldık. Eğer okuduğunuz değişik kurgular varsa yorumlarda paylaşırsanız çok güzel olur. Ben de yeri gelmişken bir seri önereyim: Hava Uyanıyor. Bu seri hakkında diyecek o kadar sözüm var kii! Ama ben bahsetmeye başlarsam bu yorum Meleklerin Kanı'nın yorumu olmaktan iyice uzaklaşır.. Sadece şunu belirteyim: Meleklerim Kanı ne kadar kötüyse Hava Uyanıyor serisi o kadar güzeldi. Umarım Elise Kova gibi yazarlar çoğalır. (Güya bu bir kitap yorumuydu değil mi? Ama gördüğünüz gibi bir türlü kitaptan bahsetmeye geçemedim. Harika.) Belki de bir türlü yoruma geçemememin sebebi bu kitabın çok da üstünde konuşulacak bir kitap olmamasıdır.. Bakın, gerçekten çok basit ve her şeyin bir çırpıda olup bittiği bir kitaptı. Karakterlerin iç dünyasına daha çok yer verilmesini isterdim. Ortada bir aşk var sonuçta. Ama yazarımız karakterlerin iç değişimlerinden bahsetmediği için o aşk size tesir etmiyor, yavan geliyor. Umarım ki serinin devam kitapları böyle
Meleklerin KanıNalini Singh · Yabancı Yayınları · 2015891 okunma
10/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2020 36. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 05 Ağustos 2020 00:29
Bu kitap hakkında bir şeyler yazmadan geçmek istemedim. Bu yorumum bu kitabı bir kişinin bile okumasına vesile olursa çok mutlu olurum. Neden bilmiyorum, vaktimin bol olmasına rağmen bu yaz diğer yazlara nazaran kitap okumaya daha az vakit ayırıyorum ve dolayısıyla da az sayıda kitap okuyorum. Şu son 2-3 aydır okuduğum kitaplara bakınca da “aşşşırı beğendim, herkes alıp okumalı!” dediğim bir kitap yok aralarında maalesef. Taa ki bu kitaba kadar. Fahrenheit oldukça popüler bir kitap. Bir aralar gerçekten herkesin elinde bu kitabı görüyordum ve durum böyle olunca da o aşırı popüler kitap hakkında aklımda sorular oluşmaya başlamış, kitaptan soğumuştum. Kürk Mantolu Madonna’da da aynısı olmuştu aslında. Normalde kitaplarla en ufaktan alakası olmayan insanların sosyal medya hesaplarında sürekli gördüğüm bir kitap olduğu için okumuyordum Kürk Mantolu Madonna’yı. Daha sonra yorumuna çok güvendiğim bir insan kitabı övünce alıp okumuştum ve benim için çok değerli gördüğüm kitapların arasına girmişti. Bazı insanlar bazı kitaplardan soğutuyor olsa da ön yargıları bir kenara koyup okumak gerek o kitapları aslında. O insanların şov amaçlı kullandığı kitap size çok dokunabiliyor. Fahrenheit’in sunuş kısmında Gaiman şöyle diyor: “Ray Bradbury’nin sondaki kitap tanımının genişliğine bayılıyorum; kitaplarımızı kapaklarına göre yargılamamız gerektiğini ve bazı kitapların kusursuzca insan şeklindeki kapakların arasında var olduğunu söyler.” Bu cümle aslında o kadar güzel özetlemiş ki! Ben kitap tanımını böylesine güzel yapan bir kitap daha okumadım. Bayıldım, bayıldım! Öylesine etkileyiciydi ki! Sadece kitap tanımı değil, insanı da ne güzel tanımış ne güzel yazmış Bradbury! Kitabı bırakın önsözü bile güzeldi. Daha çok övebilirim bu kitabı ama uzatmamayı tercih ediyorum. Kesinlikle
Edebiyat
Fahrenheit 451Ray Bradbury · İthaki Yayınları · 2022108,4bin okunma
7/10
·344 syf.··
2020 23. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 24 Nisan 2020 17:54
Birkaç ay önce Jack London’dan Martin Eden’i okumuştum ve kitap beni öyle etkilemişti ki! Kitabı okumamın üstünden zaman geçtikçe kitabı daha da çok sevdim sanki içimde demlendi. Bu mükemmel kitap sayesinde de Jack London’a büyük bir sevgi duymaya başladım, ben bu adamın bütün kitaplarını okumalıyım dedim ve bunun üzerine Yıldız Gezgini’ni aldım. Öncelikle şunu belirtmeliyim: Keşke kitaba yüksek beklentilerle başlamasaydım, eminim ki öyle olmasaydı daha çok severdim. Bir kitaba göre değerlendirerek yazarın bütün kitaplarının o kitap gibi hissettireceğini düşünmek aslında ne büyük ön yargı. Belki de bu kitabı Jack London yazdı demeselerdi öylesine elime alıp okusaydım burada kitabı sizlere ayıla bayıla anlatıyor olurdum. Doğrusunu söylemek gerekirse de üzgünüm, kitabı burada Martin Eden de olduğu gibi övemeyeceğim için üzgünüm. Bu kitap çok ilginç bir kitaptı -birazdan bahsedeceğim- ama bir kitabın benim için özel olması için sadece bu yeterli değil. Hissetmek istedim, yaşamak istedim. Martin Eden’de nasıl kitabın içine girdiysem bu kitapta da öyle olsun istemiştim ama maalesef ki bir türlü kitabın içine giremedim. Böylesine ilginç bir kitap da sedece dıştan sayfalara göz gezdiren bir okur olmak beni mutsuz etti. Öylesine okuyormuş gibi hissettim. Böyle hissetmemin birçok nedeni var işte: Yukarıda da belirttiğim gibi yazarın tüm kitaplarının KUSURSUZ olacağını düşünmem, yanlış bir zaman diliminde okumam vs... Jack London’un düşüncelerini karakterlerinin ağzından biz okurlara iletmesine bayılan ben bu kitapta aradığımı fazla bulamadım açıkçası. Düşüncelerdense olaylar ön plandaydı. Yani baya bayaa ön plandaydı. Yanlış anlaşılmasın, olay ağırlıklı kitapları daha çok severim ama söz konusu Jack London’sa düşünce ve olayı öyle güzel harmanlıyor ki okurken hayran
Edebiyat
Yıldız GezginiJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202510,4bin okunma
8/10
·104 syf.··
2020 17. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 07 Nisan 2020 00:20
Kısa sürelik de olsa bu kirli dünyadan uzaklaşıp masum bir çocuğun mektuplarını okumak beni o kadar rahatlattı ki! Tam da ihtiyacım olan bir zaman da iyi ki tanışmışım bu kitapla. Yalnız keşke daha uzun olsaymış kitap. Derler ya tadı damağımda kaldı, işte benimki de öyle. Sabahattin Ali gibi cesur bir kalem okudum az önce ben. Kitaptaki alttan alttan yapılan eleştirilere, göndermelere bayıldım. Siz de kesinlikle okumalısınız! Bu arada filmini izleyenlerler beğendi mi filmi? Ben henüz izlemedim ama bir an önce izlemek istiyorum.
Uçurtmayı VurmasınlarFeride Çiçekoğlu · Can Yayınları · 202417,3bin okunma