Hâlâ çocuk gibi yardımıma koşacak, beni denetleyecek, cezalandıracak, itaat ettiğim zaman beni sevecek, dik başlılık ettiğim zaman kızacak ve onu yücelttiğim zaman hoşlanacak bir babaya gereklilik duymaktayım. Açıkça görülmektedir ki insanların çoğunluğu kendi kişisel gelişimlerinde bu çocuklük evresini aşamamışlar ve Tanrı'ya gösterdikleri inançla birçokları kendilerini koruyan bir babaya inanmışlardır.Çocukça bir yanılgı. Her ne kadar dinin bu kavramı bir küçük azınlıkça, insanlığın büyük öğretmenleri tarafından aşılmışsa da yine de bu, dinin en yaygın biçimi olmayı sürdürmektedir.
Doğumdan ölüme, pazartesiden pazartesiye, sabahtan akşama tüm faaliyetler düzenlenmiş, bir örnek hale getirilmiştir. Böylesi bir düzenin ağına düşen kişi insan olduğunu, tek bir birey olduğunu nasıl hatırlar? Düş kırıklığıyla, üzüntüyle, sevgi özlemi, hiçlik ve ayrı olma korkusuyla doluyken yaşama şansına bir kez sahip olduğunu nasıl aklına getirebilir?
Başarı, itibar, para, güç hemen hemen tüm enerjimizi bunları nasıl elde edeceğimizi öğrenmeye harcarız. Sevmeyi öğrenmeye ise verecek hiçbir şeyimiz kalmaz