“Hepsine hükmedecek tek bir kitap.” Yüzüklerin Efendisi serisi benim için böyle bir eser: türünün en iyisi, eşsiz, benzersiz.. (Abartmayı hiç sevmem.) Bu seriye veda etmek beni her seferinde üzüyor. Okurken hiç bitmesin istemiştim, ama her güzel şey gibi o da bitti. Neyse, üzelmeye gerek yok zamanı gelince Silmarillion’u okuyup devam ederiz.
"Ve o gemi gittiğinde, Orta Dünya’da Yüzük Kardeşliğinden kimse kalmamış.” (içim buruk)
Kitabı okurken Tolkien’e hayran olmamak elde değil. Her şey öylesine detaylı düşünülerek yazılmış ki ortaya gerçekten mükemmel bir evren ve olağanüstü bir hayal gücü çıkmış. Zaten dili çok akıcı, derin ve şiirsel. (Büyük Üstad)
Okurken her karakterin korkularıyla, arzularıyla ve güçle sınandıkları yollarda onlarla beraber yürüyorsunuz. Ben de sanki sadece kitabı okumakla kalmadım onlarla birlikte yüzüğü Mordor’a götürdüm. Frodo’nun yükünü, yüzüğün ağırlığını hissettim. Yüzüğün ağırlığı demişken, onun birine neler yapabileceğinin en açık kanıtı Gollum’du. Trajik ikiliği, yüzüğün gücünün gözle görülür yansımalarından biriydi. Sinsiliğine kızsam da ona üzülmeden edemiyorum. Yazık, zavallım.
Bütün karakterler hakkında tek tek yazmayacağım ama karanlıkla aydınlığın savaşı söz konusuysa, ben aydınlık taraftaki tüm karakterleri çok seviyorum.
Onlardan biri de Faramir’dir: Çok sağlam karakterli, asil, bilge, nazik ve iyi bir lider. Yüzüğün gücüne direnme yeteneği, ülkesini savunmaya olan bağlılığı da kendisine hayran bırakıyor. Kendisinin daha çok abartılması gerektiğini düşünüyorum. (Filmde hakkının yendiği aklıma gelince moralim bozuluyor)
"Fakat artık korkma! Ben bu şeyi almak istemem, şurada yol kenarında olsa bile almam. Minas Tirith'te taş taş üstünde kalmayacak olsa ve şehri kendi iyiliği ve benim şerefim için, sadece ben, ancak Karanlıklar