Faraza

“Bir kimseyi Allah, Müslümanların işlerinden birinin başına getirirse onların hacetini görmekten ve fakirinden gizlenirse, Allah da onun hacetini bitirmez.” Bu hadisi Ebû Dâvud ve Tirmizî tahric etmişlerdir. Tirmizî’deki lafzı şudur: “Kapısını eshab-ı mesaliha ve fakr-u zaruret sahiplerine kapayan hiçbir hükümdar yoktur ki Allah onun fakr-u ihtiyacı ve meskeneti karşısında gök kapılarını kapamasın.“
Sayfa 155
Din
Reklam
21.Hadis
“Cehennem nefsin arzu ettiği şeylerle, cennetse nefsin sevmediği şeylerle kuşatılmıştır. “
Sayfa 150
Din
Peygamberimiz (ﷺ), Müslüman olan her insanı kişiliğini ve karakterini bir kalıba dökmeye çalışmadan, İslam’ın insanı haline getirmiştir. Çekingenleri atak, yumuşak huyluları sert, sakinleri çevik, yavaşları hızlı yapmaya çalışmamış; her birini doğal halleriyle kabul etmiş, o hallerin barındırdığı zenginlikleri İslam için kullanmaya teşvik etmiştir.
Sayfa 62
Din
İşte bu üç baskıdan -toplumun uyuşturan etkisinden, yakın ilişkilerin psikolojik zorlamasından ve nefsani dürtülerin tazyikinden- bağımsızlaşabilmek, tam ve katıksız özgürlüğün ifadesidir. 
Sayfa 52
1000Kitap
Görebildiğimiz kadarıyla Hazreti İbrahim, kendi inançlarını sağlamlaştırma çabasından başlayarak babasıyla, kavmiyle ve hatta Nemrut‘la mücadelesinde ağırlıklı olarak akli izah ve ikna yöntemine başvurmuştur. Bu yöntem, bazen kainatı hikmetle gözlemleme (En’âm,6/75-79), bazen sorularla düşündürme (Şuarâ, 26/69-82), bazen görsel deliller isteme ya da hazırlama (Bakara, 2/260; Enbiyâ, 21/56-66), bazen duygulara hitap etme (Meryem, 19/41-45), bazen de münazara ve cedel yoluyla (Bakara, 2/258) ortaya çıkmıştır. Yani Hazreti İbrahim, akla ve kalbe giden bütün yolları kullanmıştır. … Mücadelesinin sonunda kavmi onu ateşe attığında, âlemlerin Rabbi olan yüce Allah ateşe “ Ey ateş! İbrahim’e karşı serin ve selamet ol” buyurmuş (Enbiyâ, 21/69)ve onu kurtarmıştır. Ardından Hazreti İbrahim yaşadığı şehri terk etmiştir. Olayların bu aşamasını anlatan ayetler, onun ahlakının nasıl bir yüceliğe ulaştığını gösterir. Kimseyle kavga etmeden, kimseye küsmeden, alınganlık ve kişiselleştirme gibi çocukça davranışlara girmeden; tam aksine, babasına ve kavmine esenlik dileyerek, onlar için dua ederek oradan ayrıldığını görürüz (Meryem, 19/47-48; Şuarâ, 26/75-89; Saffât, 37/98-99). İşte Kur’an‘ın Hazreti İbrahim ile ortaya koyduğu insan modeli; dönüştürmek için bütün yolları deneyen, başaramadığında ise ne dönüşen olma rahatlığını seçen ne de kurban rolüne sığınan; aksine her koşulda sağlam bir karakter sergileyen örnek insandır.
Sayfa 51
Din
Reklam