Sadece düşünceler
Puan vermedi·448 syf.··
2026 4. kitabı
bu kitabı birden fazla kez okumuş birini görürseniz onu olduğu yerde bırakıp kaçmanızı öneriyorum. kötü bir kitap diye düşündüğümden değil asla bu kitap insanın en karanlık duygularını farketmesini en istemediğiniz duygular ile karşılaşmanıza olanak sağlıyor. kitabı okurken ilk başlarda ne kadarda iğrenç insanlar bunları nasıl yapabiliyorlar diye düşündüm hiç etik değerleri yok mu acaba gibi ardından kitabın ortalarında insan olup olmadıklarını sorgularken onlarında bunu sorguladıklarını farkettim.kitabı bitirdiğim gibi okumuş birine rastlamak ve onunla bu kitap üzerine uzun uzadıya tartışmak istedim bende kapanmış bir kitap gibi hissettirmedi uzun bir süre düşündüm hatta en son okuması için arkadaşıma verdim son bir umutla ve o bitirdiğinde benimle aynı kafa karışıklığına sahipti sanki bir takım şeyler bile isteye havada bırakılmış gibi herkesin okuması gerektiğini düşünmüyorum bence okumanız gereken zaman diliminde karşınıza kendiliğinden çıkacaktır bende öyle oldu en azından
Kinyas ve KayraHakan Günday · Doğan Kitap · 201835,4bin okunma
Puan vermedi·264 syf.··
2026 80. kitabı
Sevgili yazarımız müzikolojinin salt tarihsel bilgisinden fazlasını arayarak kitap sayfalarında değil hayatın içinde yaşayan müziklerin peşinden giderek bir tutkuyu bizlerle paylaşıyor. Müziğin gerçekte ne kadar güçlü ama aynı zamanda ne kadar yerel ve bağlamsal bir dil olduğu gerçeği üzerine vurgu yapıyor. Müzik bizi nasıl yönetiyor? Biz bu görünmez etkiye ne kadar farkındalıkla bakıyoruz? Ses Diyeti tam olarak bu soruların cevabını taşıyor. Kişisel bir arayış değil; sesin insan bedeninde, zihninde ve kültüründe açtığı kapıları anlamaya yönelik bir davet, farkındalık çağrısı Ses Diyeti. Sesle kurduğumuz ilişkiyi yeniden keşfetmek, onu fark etmek, bilinçle seçmek ve yaşamımızın ritmini yeniden dengelemek için çıkıldı bu yolculuğa. Ses Diyeti; sesi kısmak değil, sesi seçmektir. Sessizlikten korkmak değil, onunla temas kurmaktır. Her sese maruz kalmak değil, hangi sesle yaşadığını fark etmektir. Hayatımızda hangi sesler bizi besliyor, hangileri tüketiyor? Ses Diyeti, hayatımızdaki ses ortamını bilinçle düzenleyerek daha huzurlu, dengeli ve sağlıklı bir yaşam sürmemize yardımcı olan özgün bir yaklaşım. Sesin kültürel ve toplumsal yönünü anlamak, beynin ses frekanslarına verdiği tepkileri bilmek ve günlük yaşamda farkındalıkla dinlemeyi öğrenmek, Ses Diyeti'nin temel taşlarıdır. Müziğe bir performans aracı ya da gelişim baskısı unsuru olmaktan çıkarıp, bedeni ve sinir sistemini düzenleyen bir bakım alanı olarak ele alır Ses Diyeti. "Ses, yalnızca işitilen bir uyaran değil, yaşamın en temel yapıtaşlarından biridir. Kalp atışından nefes ritmine, annenin ses tonundan dış dünyanın melodilerine kadar her şey, daha dünyaya gelmeden bedenimizin ve zihnimizin hafızasına kaydolur. " Ses ve müzikle şifa bulma bölümü ayrıca ilgimi çekerken zamana yayarak altını çizerek okunan
Ses DiyetiArzu Haksun · Doğan Novus · 20262 okunma
Reklam
Çok güzeldi
10/10
··
Beğendi
Selam kitap dostlarımm Bugün sizlere duygu dolu, samimi ve sıcacık bir kitapla geldim. Demli Keder, kimi zaman şiirlerin dizelerinde, kimi zaman kısa hikâyelerde, kimi zaman da duygu dolu mektupların satır aralarında karşımıza çıkan bir iç yolculuk. Bu kitapta kendinizden mutlaka bir parça buluyorsunuz. Bazen özlemin içinde, bazen yalnızlığın kıyısında, bazen de hayatın telaşı arasında kaybolmuş duygularınızda... Yazar; farkındalık, kabulleniş, sevgi, mutluluk, sadakat, yalnızlık ve insan ilişkileri üzerine içtenlikle kaleme aldığı yazılarla okuru kendi dünyasına davet ediyor. Günümüzün bitmek bilmeyen koşuşturmacasında durup nefes almayı, kendimizi dinlemeyi ve hayatın küçük güzelliklerini fark etmeyi hatırlatıyor. Kitabın en sevdiğim yanlarından biri, sohbet eder gibi ilerleyen anlatımı oldu. Sanki yazar karşınıza geçmiş, bir fincan çay eşliğinde içini döküyor ve siz de onun en yakın sırdaşı oluyorsunuz. Özellikle günlük yaşamın içinde fark etmeden kaybettiğimiz sakinliğimizi, sürekli bir yerlere yetişmeye çalışırken unuttuğumuz dinlenme ihtiyacımızı anlatan bölümler oldukça etkileyiciydi. Kitap; kısa yazılarla başlayıp şiirlerle devam ediyor, ardından duygu yüklü mektuplarla son buluyor. Şiirlerde ise aşk, özlem, bağlılık, umut, yalnızlık ve içsel sorgulamalar ön plana çıkıyor. Sevilen bir insana duyulan derin sevgi, geçmişte kalmış aşklar ve insanı hayata bağlayan küçük umutlar satırlara yansıyor. Yazarın dili oldukça sade ve akıcı. Bazı sayfalarda yer alan görseller de kitaba ayrı bir güzellik katmış. Yarım kalmış cümleler, söylenemeyen duygular ve sessizliklerin arasına gizlenmiş hisler, kitabın ruhunu oluşturan en önemli unsurlardan biri. İçten, samimi ve duygulara dokunan kitapları seviyorsanız, Demli Keder'e mutlaka bir şans vermenizi öneririm.
Demli KederBeyhan Keskin · MKB Halk Kütüphanesi Yayınevi · 20260 okunma
10/10
·88 syf.··
2026 17. kitabı
Kitap, İsa Özinan'ın hayat hikâyesini ve yaşadığı dönüşüm sürecini anlatıyor. Yazar; çocukluk yıllarından başlayarak eğitim hayatını, iş dünyasındaki başarılarını ve karşılaştığı zorlukları samimi bir dille paylaşıyor. Hayatın her zaman planlandığı gibi gitmediğini, maddi ve manevi anlamda yaşadığı iniş çıkışları okuyucuya aktarıyor. Eserde yalnızca kariyer ve başarı öyküsü değil, aynı zamanda insanın kendini tanıma ve hayatın anlamını arama süreci de ön planda. Yaşadığı deneyimler, karşılaştığı insanlar ve olaylar sayesinde bakış açısının nasıl değiştiğini anlatan yazar; umut, sabır, azim ve inancın önemine vurgu yapıyor. Kitap boyunca okuyucu, bir insanın zorluklar karşısında nasıl yeniden ayağa kalkabileceğini, hatalarından nasıl ders çıkarabileceğini ve içsel yolculuğunda nasıl olgunlaşabileceğini görüyor. Bu yönüyle eser, hem bir yaşam hikâyesi hem de kişisel farkındalık ve gelişim üzerine düşündüren bir anlatı niteliği taşıyor.
Herşey Böyle Başladıİsa Özinan · Feniks Kitap · 202661 okunma
Puan vermedi·368 syf.··
2026 29. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 10:56
Bu kitabı gerçekten çok beğendim ilk başta sürükleyici bir bilim kurgu hikayesi okuyacağımı düşünüyordum ama kitap aslında insanın hayatı seçimleri ve sahip oldukları üzerine çok daha derin şeyler anlatıyor. Özellikle günlük hayatta acaba farklı bir karar verseydim hayatım nasıl olurdu diye düşündüğümüz konuyu çok güzel anlatmış. Bize sahip olduğumuz hayatın ve sevdiklerimizin değerini hatırlatıyor. Ayrıca bunu akıcı ve heyecanlı bir hikayeyle anlatıyor. Kitabın sonuna gelindikçe insan hem meraklanıyor hem de kendi hayatını sorgulamaya başlıyor. Kitap bitince ise akılda kalan en önemli düşünce mükemmel bir hayat diye bir şeyin olmadığı bazen elimizde olan şeylerin değerini ancak kaybetme ihtimali ortaya çıkınca anlayabildiğimiz oluyor.
Hayata Dair
Karanlık MaddeBlake Crouch · Doğan Kitap · 2018426 okunma
8/10
·208 syf.··
2026 26. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 19:28
Bahçıvan ve Ölüm, bir baba kaybının hikâyesi gibi başlasa da aslında zaman, hafıza ve insan ilişkilerinin doğası üzerine bir metne dönüşüyor. Romanı okurken en güçlü düşüncem şu oldu: İnsan, hayatını bir bahçıvan gibi kuruyor ama hiçbir zaman mevsimleri kontrol edemiyor. Bahçıvan toprağı işler, düzenler, büyütmeye çalışır. İnsan da ilişkilerini, ailesini ve anılarını aynı şekilde “iyi” tutmaya çalışır. Fakat zaman ilerledikçe bazı şeyler kaçınılmaz biçimde değişir; uzaklıklar oluşur, ilişkiler seyrelir, bazı bağlar sessizleşir. Romanın yas duygusu da tam burada başlıyor: Ölüm bir son değil, gecikmiş bir fark ediş gibi. Anlatıcının babasını kaybettikten sonra geçmişe dönmesi, aslında bir anlamlandırma çabası. İnsan kaybettiğini değil, kaybederken fark edemediklerini yeniden kurmaya çalışıyor. Bu yüzden romanın merkezinde sadece baba yok, aynı zamanda “geç kalmış farkındalık” var. Kitabın en güçlü yanlarından biri, duyguları doğrudan açıklamak yerine parçalı ve çağrışımcı bir anlatı kurması. Bu durum kimi yerde kopukluk hissi yaratsa da yasın doğasıyla örtüşüyor: Yas doğrusal değil, dağınık ve tekrar eden bir deneyim. Benim için romanın asıl sorusu şuydu: Bir insanı, o hayattayken mi daha iyi tanırız yoksa onu kaybettikten sonra mı? Ve belki de cevap net değil, çünkü insanı anlamak çoğu zaman zamana yayılıyor, tamamlanmıyor. Bu yüzden roman, ölümden çok yaşamın içindeki kırılgan düzeni anlatıyor: hatırlama, unutma, uzaklaşma ve yeniden bağ kurma arasında gidip gelen bir insan hâli.
Bahçıvan ve ÖlümGeorgi Gospodinov · Metis Yayınları · 202514,4bin okunma
Reklam
Reklam