Uzun süre karşısındaki boş duvara bakan Galen, gözlerini kenardaki resme kaydırdı. Yüzün anatomisini gösterenbu resimde bir kadının yüzünde kırmızı görünümlü bir sürü kasın bir araya gelerek oluşturduğu yapılar gözüküyordu. Resim Galen'de iki önemli farkındalık oluşturmuştu. Yüz gibi görece küçük bir alana bu kadar kasın sığdırılması müthiş bir şeydi. Öyle ki kasların muazzam düzeni sayesinde birçok duygu tek bir kelimeye ihtiyaç duymadan karşı tarafa aktarabiliyordu. Ama asıl fark edilmesi gereken kesinlikle deri tabakasıydı. Kas dokusunun görünümü tüm insanlarda benzer şekildeyse bu durumda aşık olunan, büyük hayranlık duyulan o yüzler, kas tabakasının üzerine örten ince bir deri tabakasından mı ibaretti? Bir insana olağanüstü güzelliğini veren ya da rengi nedeniyle haksızlığa uğramasına sebep olan, kalınlığı yarım milimetreden az bir deri parçası mıydı? Görünen o ki insanları birbirinden ayıran, kasları üzerine taktıkları deri maskelerden başka bir şey değildi ve bazı insanların maskeleri gerçekten çok güzeldi.
Takdir Edilmeyi Beklemek ve Takdir Etmek Çıkarcı Bir Yaklaşımdır
Varlık çıkarı için genel yararı yok sayarak tutarsızlığı da takdir edebilir.
Bir varlığın değerini gösteren dikkat çekici özellikler şunlardır;
Düşüncelerinde, duygularında ve tutumunda tutarlılık varsa o varlığın güzelliği o derece artar. Takdir görüp görmemek popüler dünyada önemli olabilir. Yalnız takdir beklemek veya göstermek değerli değildir.
Çünkü önemli değerli anlamına gelmez.
Düşünceler, duygular ve tutumlar değerlendirme konusudur. Maddi güç ve eşyalardan çok daha değerlidir. Güç öncelikli baskın bir tutum ötekilere cazip gelme sebebi o güçten mahrum edilmiş olmalarıdır. Oysa bu gücü hissettirecek bir güce sahip olmak bile utanç verici bir sonuçtur.
Mana ve madde dengesi ile yaşam değerini ve değerlerini korur.
Dengeyi madde güç üstünlüğü ve imtiyazlı üretmek ve korumak anlayışını beklemekten yana kullanan her niyet çürür ve çürütür.
Her zorluk her varlığı güzelleştirmeyebilir. Yaşadıklarından dersler çıkartan ve bilgelik üreten varlıktan bundan rahatsızlık duyanlar da ki yansıması bir öfke gibi gelir. Oysa algı yanılgısı böyle his ve düşünce üretir.
Bakış açısı bakış acısı her an nefsi niyetine uygun her varlığın yönünü değiştirir.
Varlık düzeyine göre nefsi niyetine uygun yenilgi görme sebebi bu doyumsuz tutumudur.
Yaşamın içinde üretilmiş hiçbir dayatma doğal değildir. Doğal olmayan dünyanın hakikati değildir. Yaşanan gerçek ne olurda olsun hakikati gerçeğe satan ne kadar çok olursa olsun sonuç değişmez.
Doğasına uygun hakikat her varlık için her çağda tektir.
Hakikat sevgiyi yaşatan ahlak demektir.
Sevgiyi yaşatan etik ahlak anlayışı din değildir.
Din ve inanç her varlığa göre farklı sapkın yollar misyoner çabalar sonucu gösterebilir. Yalnız gücü hakikati değiştirmeye
§
Öğün çalanlara öğüt verseniz ne değişir ki?
Yaşam meşrebi çalmak ve çaldırmak üzerine düzen kurulmuş olanlara başka ne denilebilir ki?
Bizim derdimiz öğünü çalınanlar ve çaresiz hakkını savunamayan, öğün çalanlara çaresizliğini sömürge ettirmek zorunda kalanlar.
Uyandırmak ve farkındalık üretmek öğüt değil ki. Ne haddimize?
Farkında olmayanların uyanmasından rahatsız olanların algısı ve yanılgı üretme çabasıdır bu şikayetler.
Eninde sonunda öğünü çalınanlar öğüt gibi verir devrimle öğün çalanlara tarihi çağ değiştiren dersi.
Ya öğün çaldırmak adına güç kapma yarışı içine girenlere ne demeli?
Güç birliği yaparak öğün çaldırmaya son verecek devrimi yapmak yerine kavga etmeye ne demek gerek?
§