Kitabın zaman yolculuğu teması zaten baştan beni içine çekmişti. Bir kafe düşünün; orada belirli bir sandalyeye oturduğunuzda, daha önce o kafeye gelmiş birini geçmişe giderek görebiliyorsunuz. Ancak bu yolculuğun katı kuralları var. En önemlisi, size getirilen kahve soğumadan geri dönmeniz gerekiyor. Aksi halde, orada sıkışıp kalıp bir hayalete dönüşme ihtimaliniz var. Üstelik geçmişe gidip yaptığınız hiçbir şey geleceği değiştirmiyor. Kitap, birbirinden farklı dört hikâyeden oluşuyor. Her birinde karakterler geçmişe gidiyor; ancak hiçbir şeyi değiştiremiyorlar. Buna rağmen, o an yeniden yaşadıkları duygular ve yüzleştikleri gerçekler, içlerinde taşıdıkları yükü hafifletiyor.