Bulutsuz ayazların ağır sessizliğiyle, gıcırdayan kalın karıyla, ağaçlardaki pembemsi kırağısıyla, solgun zümrüt rengi göğüyle, bacalardaki duman şapkalarıyla, bir anlığına açılan kapılardan süzülen buhar kümeleriyle, insanların sanki ısırılmış gibi kırmızımsı taptaze yüzleriyle ve üşümüş atların telaşlı koşuşlarıyla bembeyaz kış gelmişti.
Yavaş yürümüşlerdi, o yüzden konuşmaları çok uzun sürmüştü ama bu iki genç insan için zaman çok hızlı geçmişti. Sanki göz açıp kapayıncaya kadar varmışlardı ayrılmaya gerken yere geldiklerinde.
iyi yürekli bilge han, amacına ulaşmayıp yolunu bir kez daha kaybedince yine serin ormanın yolunu tutmuş, sidhi-kür ü çantasına koyup üstada sunmak üzere yola koyılmuş.
masalların buna benzer cümlelerle başlıyor ve birbirine benzer cümlelerle son buluyor...