“Hıristiyan olarak kalman işe yaramaz; ne isen hep öyle kalırsın, kıpırdayamazsın; Avrupa’da, bir hizmetkârın senyör olduğu hiçbir zaman görülmemiştir. Oysa bizde, en önemsiz uşak, bir köle, bir aşçı yamağı emir, paşa, vezir olur; sultanın kızıyla evlenir: Yaşının önemi yoktur; en ön sırada yer alma umudu ölene kadar terk etmez bizi.”
Kahire’de sokakların tabelası yok, evlerin de numarası yok ve duvarlarla çevrili her mahalle, en karışık labirentten daha beter. Bir sokağa karşılık on çıkmaz var.
Öte yandan, kadınların evlere kapatıldığı düşünülen ülkelerde, çarşılarda, sokaklarda ve bahçelerde, yalnız başlarına, ya da ikisi bir arada ya da yanlarında bir çocuk olduğu halde, binlercesinin macera arar gibi dolaştıklarını görmek kışkırtıcı değil mi? Gerçekten de, Avrupalı kadınların bu kadar özgürlüğü yok.
Tüccarların Türk bayrağı çekmiş gemileri, Avrupa’nın Yunanistan’a para ve silah yardımı gönderdikleri gemileri ele geçiriyormuş; sonra Yunan bayrağı çekerek silahları ve erzakı, Mora ve Sakız Adası’ndaki kardeşlerine yeniden satıyormuş bu tüccarlar; paraya gelince, onu da, kendilerine saklamıyorlar, ama bağımsızlık davasına iyi bir güvence altında ödünç veriyorlarmış...