Samimi, doğal ve sıcak bir anlatı “Uzun Hikâye” en başından sonuna kadar.
İnsanların kalıplaşmış olumsuz ön yargılarından dolayı yaşadıkları yerlerde dışlanan ve taşrada sürekli bu sebepten dolayı yolculuklar yaparak huzur dolu bir mekân arayan bir ailenin mücadeleye şahitlik eden dramı ve vazgeçilmeyen bir mutluluk arayışı…
Taşranın farklı kasabalarında geçen, bireysel mücadelenin aşkla harmanlandığı, daima mutlu olma arzunu telkin eden bir kurgu “Uzun Hikâye”. Anadolu çevresinde taşra kokusu ve doğallığının sindiği bir eser…
Sürekli çatışmalar ve olumsuzluklar yaşansa da kasaba kasaba dolaşarak bir mutlu aile yaşamı kurmanın hayalini aktarmış yazar bizlere. Her meçhul bir kasabaya ayak basış, yeni bir hikâye yaratmış ve her defasında tazelenen bir umut kaynağı olmuş, bu aşk yuvasının fertleri Bulgaryalı-Sosyalist Ali ve ailesine… Ne kötüdür ki Pehlivan Sülüman’ın torunu Ali’nin karısı Münire bu yolculukta vefat eder aşk bahçesi gibi kurdukları konteyner evlerinde. Oğlu Mustafa ile baş başa kalır Ali ve diyar diyar sürecek olan huzur dolu yaşam arayışı devam eder, anlatı sonuna dek.
Eserde bu küçük aile, kasaba kasaba dolaşarak her defasında tazelenen umut pınarından su içmek istemişlerdir. Fakat eski Türkiye’deki (hatta hâlâ şimdi bile) siyasî bağnazlığın insanları ayrıştıran tutumu, her daim engellemiştir bu ailenin kutlu bir yurt edinmesi çabasını.
Mustafa Kutlu, bu küçük ailenin Anadolu kasabalarındaki yaşam cenderesi etrafında taşradaki vatandaşların davranış biçimlerini, günlük, rutin, sıradan âdet ve düzenlerini; kasabaların çarşı ya da meydanlarından manzaralar sunarak anlatmıştır bizlere. Dış çevreye yönelik ustaca yapılan samimi betimlemeler ve diyaloglar etrafında süslenerek… İltimas ve kayrılmaya teşne yönetici
Uzun HikâyeMustafa Kutlu · Dergâh Yayınları · 202345,5bin okunma
Taşradan, gelenekselden; şehre ve modernleşen düzene ayak uyduramaya çalışan karakterlerin büyülü ve masalsı anlatıcısı Latife Tekin…
Latife Tekin’in “Sevgili Arsız Ölüm” romanında olduğu gibi kurguyu, yine düş âleminin maceralarında sürükleyerek aktardığı bir gecekondu anlatısı Berci Kristin Çöp Masalları…
Berci Kristin Çöp Masalları, gecekondulaşan bir mekân üzerinden okurları büyülü gerçekçi bir kurmacaya davet eden; tekerlemelerle, manilerle, büyülü hikâyelerle, ağıtlarla bezenmiş masalsı bir anlatı…
Roman, batıl itikat ve itiyatların çevresinde çöplerden mürekkep bir gecekondu yaşantısı sunuyor bizlere Latife Tekin’in büyülü anlatımıyla. Kimi zaman tevatür kıssalarla renklenen efsaneler ile kimi zaman kişilere ve olaylara mistik bir çekici kutsiyet atfederek.
Aslında ilk romanında olduğu gibi bir eleştiri sunuyor Latife Tekin okurlarına. Taşradan gelip de büyük şehirlerde sıkışan hayat kesitleri etrafında. Bir yandan insanların peşini bırakmayan türlü söylenceler, saf zihinlerin tutundukları metafizik ve batıl inanışlar… Bir yandan “grev, sendika, gecekondulaşma, kenar mahalleri, Nato” gibi söylemler üzerinden sosyalist – özgürlükçü bakış açısıyla şehirde sıkışan geleneksel aile yapısını gözler önüne sererek.
Latife Tekin, yine bu anlatısında kadın duyarlılığını göz ardı etmeyerek erkek hegomanyası üzerinden sömürülen ve ezilen kadının sesi duyuruyor metnin arka planında.
Latife Tekin; tasvirlerini, donuk kareleri, çeşit manzaraları kısacık olay akışları etrafında kurguluyor ama bir kadar da yoğun. Daima olaycıklar etrafında zuhur eden tablolar, betimlemeler ve masalsı sahneler… Ve nihayetinde bir Latife Tekin klasiği…