Birinci ve ikinci Dünya Harbi'nde kalbini yitiren insanlık onsuz olamayacağını anlayıp kalbe dönüyor. Batı dünyasında hızla yayılan Uzakdoğu menşeli reikiler, yogalar, meditasyonlar yahut tasavvufi ilgiler hep kalbimizden kurtulamayacağımız, kaçışımızın olmadığına dair göstergeler. Modern insan kalbe dönüşten bahsediyor ve bunun gerekliliğini vurguluyor. Artık biliyoruz ki kalbimiz yalnızca maddî hayatımızın vazgeçilmezi değil, manevî hayatımızın da düzenleyicisi. İnsanlığın yitiği, sılası. Hakikate açılan kapı ve salt hakikat.