Olgunlaşmamış insan özelliği, bir dava uğruna soylu bir biçimde ölmek istemesidir. Olgun insan özelliği ise bir dava uğruna gösterişsiz bir biçimde yaşamak istemesidir.
Pek çok kişi, "Suçluluk hissetmezsem nasıl ahlaklı davranabilir ve dürtülerimi nasıl kontrol edebilirim?" diye sorar. Bu yaşama karşı acemice bir yaklaşımdır. Kendinizi o kadar arzulu ve kontrolsüz olarak görüyorsunuz ki, kendinizi kaybetmemek için kendinizi ağır biçimde cezalandırıyorsunuz.
Her şeye gücünüzün yeteceği inancını dayanak alan —meli —malı cümleleri, sizin Tanrı gibi her şeye kadir olduğunuzu, her hedefi başarmak için kendinizi ve diğer insanları kontrol edebileceğinizi varsayar. Teniste servisi kaçırdınız ve “ Bu servisi kaçırmamalıydım!” iddiasıyla irkildiniz. Niye kaçırmamalısınız? Teniste hiçbir servisi kaçırmayacak kadar muhteşem misiniz?
Zihninize yansıttığınız öfke yaratan hayalleri azaltmak için bir şeyler yapmak isteyeceksiniz. Bir yardımcı teknik, onların yaratıcı bir biçimde şekillerini değiştirmektir, böylelikle daha az üzücü duruma gelirler. Mizah, kullanabileceğiniz iyi bir araçtır. Örneğin, çok kızdığınız birinin boğazını sıkmayı hayal etmek yerine, kalabalık bir mağazada altı bezle bağlı yürüdüğünü düşleyin. Tam ayrıntıları hayal edin: Göbeği, çocuk bezi bağları, kıllı bacakları. Şimdi öfkenize ne oluyor? O yüzünüze yayılan büyük bir tebessüm mü yoksa?
İkinci bir yöntem düşünce durdurmayı içerir. Her gün aklınızdan geçen hayalleri fark ettiğinizde, kendinize projektörü kapatma hakkınızın olduğunu hatırlatın. Başka birşey düşünün. Birini bulun ve onunla sohbet edin veya iyi bir kitap okuyun. Ekmek pişirin. Yürüyüşe gidin. Öfke hayallerini uyarılarak ödüllendirmezseniz, daha az sıklıkla ortaya çıkarlar.