Sizler, karın üstünde yalınayak yürüyüp ölmeyelerdensiniz. Biz, bir kış boyu, yufka ekmek, otlu peynir, bulgur pilavı yiyip, çay içerek yaşayamayız.
Bizim meyvelerimiz, sebzelerimiz, etlerimiz vardır. Bütün bunları aradaki ayrımı göstermek için söylüyorum çocuklarım, beni yanlış anlamayın. Yalan söylemek günahtır, yalan söylemek insana yakışmaz demedim. Beni yanlış anlamayın, yalan da söylenir.Benim size bütün kış söylediklerimin büyük çoğunluğu da yalandı. Ama size şimdi söyleyeceklerim gerçek: Yavrularım,insanlar üç aylık bebekken, nedeni bilinmeyen hastalıklardan ölmeden de yaşayabilirler.
Cuzzam, trahom bir alın yazısı değildir.
Hiç bir şey alın yazısı değildir, yavrularım.
Hayatımız bizi her türden rezil, aşağılık yanlarının bolluguyla şaşırttığı kadar;bunca pisliğin, rezilliği ortasında aydınlık, insancıl bir hayat yaratacagimiza ilişkin sarsılmaz bir umudu var eden ışıltılı, sağlıklı, yaratıcı, insancıl, iyi bir şeylerin karşı konuaz biçimde gelişip durmasıyla da şaşırtır.