Ahmet Arif'in hasretinden prangalar eskittiği, mektubunu ulaştırmak uğruna hamallık yaptığı Leyla Erbil, "sevilmek nasıl bir his?" sorusuna "Bilmem, hiç sevilmedim ki" diyor. Hayat böyledir işte. Ne yaparsan yap yaranamazsın. Suladığın çiçek kurur gider bazen.
Herkes tarafından bu şekilde yüzüstü bırakılmışken içimde hissettiğim şiddetli ve bilinmeyen sarsıntıları neden kendi kendime anlatmayı denemeyeceğim ki?
Bir anlığına bile mutlu olmak için, kaç kez mutsuz olmayı göze almalı insan? Ya da ufacık bir mutluluk için mutsuz yaşamaya alışmalı mı? Yoksa her şeye rağmen ufacık bir mutluluk için ne olursa olsun çabalamalı mı?