Acı gerçeklerle yüz yüze gelmiştim. Gerçek hayatla ilk kez karşılaşıyordum. Üniversite yaşamım, çalışmalarım ve aldığım kültür gerçek değildi. Hayata ve topluma dair, kâğıt üzerinde gayet güzel görünen bir sürü teori öğrenmiştim ama şimdi bizzat hayatın kendisiyle tanışıyordum.
Ve sen, senden daha iyi olan bir şeyi yok etmişsindir... Ve onu yok etmek seni sevindirmez, çünkü sen böylece , kendi içindeki bir şeyi de yok etmişsindir, artık onu yerine koyamazsın.
Dünya yüzünde senin yaptığından zarar görecek kim var? Kim umursuyor ki seni?" Bunun karşılığı da yılmak nedir bilmeyerek yükseldi: "Kendimi umursuyorum ben. Ne kadar yalnız. ne kadar kimsesiz, ne kadar kolsuz kanatsız kalırsam kendi kendimi o kadar sayacağım."
"Senin aşk uğruna her şeyi feda ettiğini mi sandı acaba?"
" Mevkimi unuttuğumu sandı bence. Sizin mevkinizi de"
"Mevki! Mevki! Senin mevkin benim gönlümdür.