• Kalbi haşin olanlarla konuşamazsan, asla umudunu kaybetmeden, sessizce, alçakgönüllülükle onlara hizmet et.
• İnsanların kötülüğü seni öç alacak kadar üzer, isyana kışkırtırsa, en çok bu duygudan sakın.
İnsan varlığının en soylu yanı maneviyat inkâr ediliyor; zaferle, hatta nefretle reddediliyor. İnsanlar, hele şu son zamanlarda bir özgürlük teranesi tutturdular; neymiş bu peşinde koştukları özgürlük? Yalnızca esirlik ve kendine kıymadan ibaret! Çünkü insanlar, "ihtiyaçlarını tatmin etmeye bak, sen de en yüksek, en zengin kişilerle aynı haklara sahipsin" inancına saplandılar. "İhtiyaçların giderilmesi konusunda hiç çekinme, hatta isteklerini alabildiğine artır!" Bugün herkesin dilinde bu var, özgürlük böyle anlaşılıyor.
İhtiyaçları alabildiğine genişletmek hakkı neler doğurur? Zenginleri yalnızlığa ve manevi çöküntüye, yoksulları kıskançlığa, suç işlemeye götürür. Çünkü hak bağışlanırken ihtiyaçların giderilme yolları gösterilmiş değildir.
Edebiyatın İçindeki Tarihsel Önyargılar: Karamazov Kardeşler Üzerinden Bir Okuma
Dostoyevski’nin Karamazov Kardeşler romanında geçen bazı sahnelerin, Türk okurlar için oldukça sarsıcı olduğunu fark ettim. Romanda Türkler hakkında anlatılan vahşet hikâyeleri, dönemin politik atmosferini ve Rus toplumundaki “öteki” algısını yansıtıyor. Ancak bu anlatıların altında yalnızca bir etnik gruba yönelik nefret değil, İvan karakteri üzerinden insanın kötülük kapasitesine dair evrensel bir sorgulama da var. İvan’ın anlattığı korkunç hikâyeler, aslında insanın kötülük kapasitesini sorgulamak için kullanılıyor. Yani odakta “Türk” değil, “insan” var; kötülüğü işlemede sınır tanımayan insan. Ancak bu kötülüğü temsil eden figür olarak Türk’ün seçilmesi, oryantalist bir bakış açısının ve dönemin politik gerilimlerinin etkisidir de diyebiliriz.
Yine de bu bölümler, edebiyatın tarihsel önyargıları nasıl taşıyabildiğini ve bugünün bilinciyle nasıl yeniden değerlendirilmesi gerektiğini gösterir. Ve diyebiliriz ki büyük bir yazarın eseri bile eleştiriye açıktır çünkü edebiyat yalnızca estetik değil, aynı zamanda etik bir meseledir. Ayrıca şu çok nettir: Okuyucu olarak bu bölümler bizi rahatsız ediyorsa, bu rahatsızlık hem edebi hem de etik bir bilinç göstergesidir.