Fatmanur İncesu

Fatmanur İncesu
@fatmaincs
-herkes kendine sürgün biraz-
İnsan, evrendeki öbür varlıklardan farklı olarak, asla kesinlikle insan değildir, tersine, insan olmak demek, insan olmamak tehlikesine açık bulunmak demektir, yaşayan sorun, salt ve tehlikeye açık serüven ya da, benim sık sık söylediğim gibi, özünde dram olmak demektir!
Seda Zerentürk isimli okura yanıt verildi
Fatmanur İncesu
Benim yarım bırakma sebebim kitaptan keyif almamak değildi aslında. Aksine çok ilgimi çekti o yüzden daha verimli bir dönemde, altını çize çize ve üzerine düşüne düşüne okumak istedim. 🫢 Bu yüzden şimdilik rafa kaldırdım, zamanı gelince tekrar dönecegim inşallah. Hem de seni hatırlayarak. 🌸
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Öyle midir?
Okumayı bir çalışma sanmak, çalışkan cahillerin kârıdır. Halbuki biz, okumuş tembeller, pekâlâ biliriz ki okumak mükeyyifattan bir şeydir. Bir kanepeye uzanır, yatağımıza yatar gibi kitaplarımıza dalarız. Güya tılsımlı bir denize, hülyalarımızı aşan bir hayal âlemine dalarız. Sanki afyonlu bir çubuk içeriz. Muhitimiz değişir. Hayatımız genişler. Dünya bizim olur. İklimler, mevsimler, devirler gelip geçer. Başka hayatlar ve tabiatlar hatıralarımıza girer. Bize benzeyen asıl akrabalarımız yanımıza gelir, bize sırlarını fısıldarlar. Hayat bize en tatlı en zengin zevklerini sunar. Okumak, gezmek, uyumak, rüya görmek, musiki dinlemek, hatırlamak, seyahat etmek, unutmak, dua etmek, doğmak, tekrar yaşamaktır.
Sayfa 63 - Edebiyata ve romana dair. // Selis Kitap.·Kitabı okudu
Edebiyat
Fatmanur İncesu isimli okura yanıt verildi
Fatmanur İncesu
Seda Zerentürk Estağfirullah, bu bir teveccüh 😌💖Abdülhak Şinasi Hisar’ın yanında kelimelerim ancak bir okur heyecanı olabilir. 🙏
Öyle midir?
Okumayı bir çalışma sanmak, çalışkan cahillerin kârıdır. Halbuki biz, okumuş tembeller, pekâlâ biliriz ki okumak mükeyyifattan bir şeydir. Bir kanepeye uzanır, yatağımıza yatar gibi kitaplarımıza dalarız. Güya tılsımlı bir denize, hülyalarımızı aşan bir hayal âlemine dalarız. Sanki afyonlu bir çubuk içeriz. Muhitimiz değişir. Hayatımız genişler. Dünya bizim olur. İklimler, mevsimler, devirler gelip geçer. Başka hayatlar ve tabiatlar hatıralarımıza girer. Bize benzeyen asıl akrabalarımız yanımıza gelir, bize sırlarını fısıldarlar. Hayat bize en tatlı en zengin zevklerini sunar. Okumak, gezmek, uyumak, rüya görmek, musiki dinlemek, hatırlamak, seyahat etmek, unutmak, dua etmek, doğmak, tekrar yaşamaktır.
Sayfa 63 - Edebiyata ve romana dair. // Selis Kitap.·Kitabı okudu
Edebiyat
Fatmanur İncesu
Öyledir… Ama hakikat çoğu zaman tek bir cümlenin içine sığmayı sevmez. Okumak, zahmetsiz bir zevk gibi görünür; insan kendini bir kanepeye bırakır, kelimeler onu taşır sanır. Sessizce otururuz ama içimizde uzun yolculuklar yapılır. Gözler satırları izlerken zihin kendine ait olmayan acılardan geçer, kendine ait olmayan sevinçlerle çoğalır. Bu yüzden okumak ne bütünüyle tembelliktir ne de kuru bir emek. Bence okumak, ruhun çalışmasıdır. Sessiz, gösterişsiz, kimsenin alkışlamadığı bir çaba… Uzanarak yapılan ama ayağa kaldıran bir iştir. 😌
9/10
·325 syf.··
Beğendi
·
2020 55. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 09 Nisan 2020 20:00
Bilmek mi daha kötü yoksa bilememek mi? Bilemedim. En iyi roman ve en iyi kısa öykü ödülü alan, sonrasında filmi de yapılan bu kitap bana, bazı şeyleri tekrar düşünüp değerlendirmemi sağladığı için yazarına teşekkür ediyorum. İnsanlar arasındaki engellerden en büyüğü kuşkusuz zekâymış. Her şeyin fazlası zarar, azı yetersiz olduğu gibi; zeki olmanında fazlası ve azı bizim için sorun yaratabiliyormuş. Çok zeki olan bir insan, diğer insanlarla iletişim kurarken zorlandığı gibi; zekâ seviyesi çok düşük olan bir insanın da diğer insanlarla iletişimi aynı derecede zordur. Buna karşın; insanların kendi zekasından üstün olanlardan korkup nefret ettiklerini ama kendi zekasından düşük olanlardan hiçte korkmayıp sevdiklerini de öğrendik. Sorgulamayan, itaat eden, bilmeyen ve çok düşünmeyen insanları daha çok severiz çünkü bize sorun çıkarmazlar. Onlara ne istersek yaptırabiliriz. Aksine bilen, sorgulayan ve düşünen insanlara diş geçiremeyiz. Bunun sonucunda belkide biz onlara itaat etmek zorunda kalırız. Kendimizden üstün zekâlı olanları sevmeyip, kendimizden düşük zekâlı olanları sevmemiz belkide bu sebepten. Bir de şunu sorgulamak gerekiyor; Zeka seviyesi düşük olan insanları kendimize eğlence yapmaya bayılıyoruz da, bunları yaparken bizden daha zeki olan insanların olduğunu hiç düşünmüyoruz. Belki üstün zekâya sahip insanlar da bizleri 'eğlence' yapıyorlar da biz farkına bile varamayacak kadar gerideyiz onlardan. Peki, bizden zeki olanlardan nefret ettiğimiz halde neden bizim 'eğlence' yaptığımız düşük zekâlılar bizden nefret edemiyor? Çünkü onlar, bizim eğlencemiz olduğuna farkına varamayacak kadar düşünemiyorlar. Bu onların suçu değil tabiki de. Ama bizler onları 'eğlence' yapabilecek kadar düşünebiliyoruz. İşte bu bizim suçumuz.
1000Kitap
Algernon'a ÇiçeklerDaniel Keyes · Koridor Yayıncılık · 202536,9bin okunma
Fatmanur İncesu
Kitabı şimdi bitirdim, kimler neler yazmış diye bakmak istedim. Çok güzel bir inceleme olmuş, duygularıma tercüman.. Kaleminize sağlık 💫