-Anne müsaade eder misin? Senin dizine yatayım…
Bugün dizinin, senin zavallı zayıf dizinin üstünde ağır çeken bu başın, bilsen, o çocuk başından ne kadar farkı var! Bu çocukla o çocuk arasında kırılmış, parçalanmış bir hayat duruyor.
Soru budur. Soylu bir varoluş üzerine mi yaşıyoruz, yoksa Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisindeki en basit ihtiyaçlarımızı gidermek için mi? Bu Dünya bizim varlığımızla daha da güzelleşiyor mu? Dünyayı devraldığımızdan daha güzel şekilde çocuklarımıza bırakmak için bir çabamız, bir uğraşımız var mı? Sorular, bunlardır. Bunlar önemli sorulardır.