Istırabın içinize kazıdığı alan ne kadar derin olursa,
o denli çok hazzı içerebilir.
Ve şarabınızı taşıyanla, çömlekçinin fırınında yanan aynı kadeh değil midir?
Kalıtımsal mizacımızla birlikte, erken dönemdeki ailemiz ve akranlarla olan deneyimlerimiz, değişime karşı çok şiddetli bir güç yaratır. Ancak, çocukluk öykümüz, değişime karşı güçlü engeller üretseler bile değişimi olanaksız kılmazlar.
Her çocuğun içinde, sevgiyle doldurulması gereken bir 'duygu deposu' vardır. Çocuk gerçekten sevildiğinde, doğal ve olması gerektiği gibi gelişir. Sevgi deposu boş kaldığında, çouk yanlış davranışlara yönelir. Çocukların yaramazlıkları genellikle bu sevgi deposundaki boşluktan kaynaklanır.
Ah, güzellik nedir, bu kadar hayranlık uyandıran?
Göz boyayan bir sırçadır, seyredeni aldatan,
Ama ölüm bu güzelliği bir gecede soldurur
O nazik ipek gibi ten nasıl da çürüyüp toz olur!
Yaşarken sevmek büyüler bir çoğunu,
Ama öldükten sonra duyulmadık bir şeydir sevmek onu.