Bir an ebediyeti hissediyorum. İçinizde, körleşmenin getirdiği yılgınlığı duyumsayın. Hiçbir şeyin değişmediğini, değişemeyeceğini fark ettiniz mi? Zamana tutsağız, doğuyorsunuz, ne önce ne sonra, tam şimdi. Tohumlarınız o adam tarafından ekiliyor, isteseniz de istemeseniz de babanız. Bedeninize bir isim veriyor. O adamın istenmeyen meyvesi oluyorsunuz ve soyağacına asılıp kalıyorsunuz. Buna köken diyoruz..