öyle adamlar vardır ki, haysiyet, şeref gibi kayıtlara aşina olmadıkları halde, gurur ve nahvetlerine dokunulur, acizleri yüzlerine çarpılırsa kendilerini kaybedecek kadar hiddetlenirler.
yalnız her ikisinin de içinde gizliden gizliye büyüyen bir korku vardı: bir gün gelip ayrılmak korkusu.
hiçbirisi bu korkusunu ötekine söylemeye cesaret edemiyordu. kim bilir, belki öbürünün yanlış anlayacağından çekiniyordu. (çünkü içten duyulan şeyler hep yanlış anlaşılır.)