İçindeki arzuya kapılıp ziynet ve ihtişamın verdiği maddi zevkle gönül neşelerini, itiyatlardaki zarafetle his inceliklerini birbirine karıştırıyordu.
Hint bitkileri gibi aşk için de hazırlanmış bir toprak, özel bir ısı gerekli miydi?.. Ay ışığında iç çekmeleri, uzun uzun kucaklaşıp öpüşmeleri, bırakılıveren ellere akan gözyaşlarını, vücudu kavrayan ateşleri, şefkatin verdiği rehavetleri; içlerinde özgür bir yaşam sürülen büyük şatoların balkonundan, perdeleri ipek, halısına ayak gömülen salonlardan, içi dolu çiçekliklerden, yüksek kerevetler üzerine kurulmuş karyolalardan, elmas pırıltılarından, kordonlu formalar giymiş uşaklardan ayırmaya imkân yoktu.