Bir derdini paylaşan birine ne demelisiniz, ne dememelisiniz?
İnsanlar zaman zaman sorunlar yaşar. Bazıları büyük, bazıları küçük, bazıları ise zamanla çözülen sorunlardır. Bu sorunları paylaşmak, açığa çıkarmak ve belki de anlaşılmayı umarak duyulduğunu hissetmek için birine anlatma ihtiyacı doğabilir. Ancak bu paylaşım, bazen rahatlatmak yerine yalnızca hayal kırıklığı yaratır. Bu hayal kırıklığının nedeni genellikle karşıdaki kişinin hızla tavsiye vermesi, benzer bir durumda ne yaptığına dair bir hikâye anlatması, teselli etmeye çalışması ya da yaşanan sorunu önemsiz olarak etiketlemesidir. Bunların ardında, derdini anlatan kişinin üzüntüsünü azaltma ve yardım etme niyeti bulunsa da çoğu durumda bu yaklaşımlar fayda sağlamaz. Çünkü bu tür bir paylaşımda, dinleyen kişiden çoğunlukla sorunu çözmesi beklenmez. Sebep ne olursa olsun, yalnızca birine açılmak bile daha az çaresiz hissettirebilir. Paylaşma ihtiyacı, dinleyen, anlayan ve yaşananları anlayışla karşılayabilecek birine sahip olma arzusundan doğar. İnsanlar, özellikle onları üzen bir sorun yaşadıklarında, yalnız olmadıklarını bilmek ister. Ne kadar incinildiğinin kabul edilmesini, daha iyi hissetme beklentisi olmadan, olduğu hâliyle var olabilmeyi ister. Bu nedenle böyle bir durumla karşılaşıldığında, ilk aşamada karşıdaki kişiye doğru ve şefkatli bir şekilde yanıt vermek, sorunu çözmekten daha önemlidir. Bu süreci kolaylaştıran ve zorlaştıran yaklaşımları yakından incelemek gerekir. Derdini paylaşan birine “Sadece dinlenmek mi istiyorsun, yoksa sorunu çözmek için destek mi arıyorsun?” sorusu yöneltilebilir. Bu soru, karşıdaki kişinin nasıl bir desteğe ihtiyaç duyduğunu anlamayı sağlar. Bazen sorun çözme desteğine, bazen de yalnızca dinlenilmeye ihtiyaç duyulur. Dinlemek, insanlar arasındaki en değerli paylaşım biçimlerinden biridir. Bu paylaşımı sağlıklı şekilde
Makale|Yazı
Volkan Konak - Dertliyim Kederliyim
Dertliyim kederliyim Her ne desa aglarum Dertliyim kederliyim Her ne desa aglarum Gülmedum bu dünyada Gülmedum bu dünyada Hem söyler hem ağlarum da Hem söyler hem ağlarum Gülmedum bu dünyada Gülmedum bu dünyada Garip garip aglarum da Garip garip aglarum Üzülme sevdiceğum Ben hep böyle ağlarum Üzülme sevdiceğum Ben hep böyle ağlarum Yazma ile tükenmez Yazma ile tükenmez Ha bu benum dertlerum da Ha bu benum dertlerum Yazma ile tükenmez Yazma ile tükenmez Ha bu benum dertlerum da Ha bu benum dertlerum Gökteki yıldızlari Sayalum elli elli Gökteki yıldızlari Sayalum elli elli Bu dünyadan fayda yok Bu dünyadan fayda yok
Müzik
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Bir ömür güneş gibi doğup battı Uğurladık en güzel yılları. Bundan sonra gelse de yaz Ne fayda… İçimde serinleyen mevsimler var artık. Ömrümde geç kalan bir yaz… ~ Sevim Batur
Edebiyat
SELİM GÜRBÜZER KİTAPLARI-KDY
GÜNEŞ DOĞUDAN DOĞAR Orta Asya’dan Nizam-ı Âlem’e SELİM GÜRBÜZER Uzun yıllar uğraşı sonucu oluşan Güneş Doğudan Doğar adlı eserim 2022 yılının son aylarında Kitap Yurdu Doğrudan Yayıncılıktan (KDY) okuyucuyla buluşup, yayımlanan eserim 9 ayrı bölümden oluşmakta. Ve bu eser 454 sayfa hacimlidir. Kitabın önsözünde şu ifadelere yer verdim: “Allah-ü Teâlâ ve Tekaddes Hazretlerine sonsuz hamdu senalar, Resul-i Ekrem Efendimiz (s.a.v)’e salat ve selam olsun. Eser incelendiğinde Orta Asya’dan başlayan bu kutlu yolun Balkanlar’a uzandığını, oradan da Viyana kapılarına kadar uzandığını görürüz. Orta Asya’dan başlayan bu koşunun hem maddi hem de manevi cephesini okuyucuya ilginç geleceğini umduğum bir üslup çerçevesinde dikkatinize sunmaya çalıştığım görülecektir. Tabii ki, bu uzun soluklu koşuyu bir solukta anlatmanın mümkün olmadığının idrakiyle ortaya karınca kararınca ne koyabilirsek buna da şükretmemiz gerekecektir. Hem nasıl şükretmeyelim ki, hele bilhassa tarihi süreç içerisinde Başbuğu Hakanlara ışık saçan Gönül Sultanlarının manevi tasarruf ve sohbet iklimi altında bu eseri kaleme almanın hazzını almak bile başlı başına bizim için büyük bir nimet olsa gerektir.. Bu nedenledir ki eserin hazırlanmasında yaklaşık 10 yıllık bir süre içerisinde büyük bir titizlikle defalarca gözden geçirip olgunlaştığına kanaat getirdiğim noktada 2022 yılın son ayı itibariyle vira bismillah deyip siz değerli okuyucularımın beğenisine sunmuş durumdayım. Oldu ya, şayet anlatılması gereken gözden kaçan hususlara değinmeyip ya da anlatımlarımızda sürçülisan babından hatalarımız olduysa da şimdiden okuyuculardan bizleri mazur görmelerini dilerim. Her ne kadar Orta Asya’dan Nizam-ı âleme giden yolun tarihi akış çerçevesini tam
Türk Dış Politikasının Sınırları
Sürdürülebilir Muğlaklığın Jeopolitiği: 2026 ABD-İran Krizi ve Ankara NATO Zirvesi Ekseninde Türk Dış Politikasının Sınırları Bu makale, 2026 yılının ilk yarısında küresel ve bölgesel düzeyde yaşanan şok dalgalarını, makroekonomik bilanço yanılsamaları ve "transaksiyonel jeopolitik" kuramı çerçevesinde incelemektedir. 28 Şubat 2026’da patlak veren ABD-İran savaşı, ardından gelen 7-8 Nisan 2026 ateşkesi ve 19 Haziran 2026’da imzalanması planlanan Cenevre Mutabakat Muhtırası (MOU), küresel jandarmalık rolünün sınırlarını netleştirmiştir. Çalışma, iktisadi sefalet içindeki bir aktörün (İran) asimetrik zafer kazanabileceğini, dünyanın en borçlu süper gücünün (ABD) ise borcu bir kaldıraç olarak kullanabileceğini tarihsel analojilerle (Osmanlı İmparatorluğu ve 16. yüzyıl İspanyası) ortaya koymaktadır. Bu küresel kırılma zemininde, 7-8 Temmuz 2026 Ankara NATO Zirvesi arifesinde Türkiye’nin "vazgeçilmez müttefik" statüsünden "kaçınılmaz ortak" konumuna geçişi ve "ipte yürüyen cambaz" metaforu üzerinden taktiksel deha ile stratejik atalet arasındaki denge tartışılmaktadır. Anahtar Kelimeler: Transaksiyonel NATO, Stratejik Muğlaklık, 2026 Ankara Zirvesi, Kaçınılmaz Ortak, Yapıcı Muğlaklık. 1. Giriş ve Kuramsal Çerçeve: Bilanço Yanılsaması ve Gücün Yeniden Tanımlanması Uluslararası ilişkiler literatüründe liberal ve neorealist kuramlar, bir aktörün jeopolitik kapasitesini çoğunlukla makroekonomik rasyonalite, bütçe dengeleri ve "kusursuz bilançolar" üzerinden okuma eğilimindedir. Oysa 2026 yılının ilk yarısında küresel sistemde yaşanan asimetrik kırılmalar, bu doğrusal korelasyonun teorik bir kör nokta barındırdığını kanıtlamıştır. 21. yüzyıl jeopolitiğinde güç; kusursuz verilere sahip olmakla değil, mevcut yapısal zayıflıkları (kronik enflasyon, vekil güç yıkımı veya devasa
Siyaset
Dinamik Enstrümantasyon ve Kontrollü Muhalefet Mekaniği Küresel hegemonya ve yerel güç odakları için ideolojiler, sabit kimlikler ya da ebedi ortaklıklar yoktur; sadece o faza ait maliyet/fayda dengesi ve aparat yönetimi vardır. Güç matrisi, sadece kendi yönetici kadrolarını dizayn etmekle kalmaz; toplumsal enerjiyi soğuracak ve kritik virajlarda devlete alan açacak karşı-aparatı da bizzat şekillendirir. 2010’da Baykal’ın tasfiyesiyle başlayan ve 2016 dokunulmazlık kararlarıyla rasyonalize olan Kılıçdaroğlu dönemi, bu "enstrümantal muhalefet" mekanizmasının en kusursuz çıktısıdır. Sistem, tıkanma noktalarında emniyet supaplarını devreye sokarak radikal kopuşları engeller. Ne zaman ki bir aparatın rıza üretme ve kitleleri sistem içi sınırlarda tutma kapasitesi tükenir (Kasım 2023’te olduğu gibi), mekanizma o enstrümanın "son kullanma tarihini" onaylar ve yerine yenisini ikame eder.
Sosyoloji