Selamlar!
Bugünün kitabı #koaladankitaplarokumagrubu ocak ayı listesinin ikinci kitabı olan İdrisilerin Evi. 1991 tarihli romanın çevirisi Zeynep Özel’e ait. İran edebiyatının en önemli isimlerinden biri olan Alizade ile bu eserle birlikte tanışmış oldum.
“Yirmi Yılın En İyi Kurmacası” ödülünü de alan eser, Aşkabat adında bir kurmaca şehirde geçiyor. Mazlumların haklarını korumak ve zenginlerden alıp fakirlere vermek isteyen işgalci bir grubun İdrisilerin Evi’ne gelmesi ile başlıyor hikayemiz.
Evin büyükannesi İdrisi Hanım, genç yaşta hayatını kaybeden kızı Rahila’yı unutamaz. Otuz yaşında ama olduğundan da büyük gösteren torun Vehhab, ölmüş halasının anısını tıpkı büyükannesi gibi yaşar. İngiltere’de eğitim alsa da aklında Hindistan vardır. Ve hikayenin ilerleyen kısımlarında tanıştığı Roxana romanın gidişatını tamamen değiştirir Vehhab için. Hikayenin en farklısı ve beni etkileyen karakteri ise İdrisi Hanım’ın diğer kızı olan Lega. Hiç evlenmemiştir Lega, yıllarını yalnız geçirmiştir. Piyano çalar, erkeklerden uzak durur, kokularından tiksinir çünkü. Alizade, Lega için de büyük bir değişim düşünüp kitabın ilerleyen bölümlerine bunu yansıtır. Birçok odası kilitlidir İdrisilerin Evi’nin, anılar hakimdir kocaman eve.
İkinci cilt ile birlikte hem ölenlere hem de değişen karakterlere daha çok değinir Alizade. Bunu yaparken şair Yusuf’u kullanır. İtaatkar kadınları, erkek atalarının bencilliklerinin kurbanı olanları, sevmediği insanlarla evlenenleri ve sonlarını, adaletsizlikleri, aşağılanmaları, boyun eğişleri anlatır yazar her bir karakteri kullanarak. Bir evde hakim olan kaosun, gizlendiği yerden bir anda değil birçok şeyin birikmesi sonucunda çıktığını gözler önüne serer. Bastırılan duygular, içe atılan ve bir türlü yapılmayan hesaplaşmalar yaşanan devrimin ve