İran edebiyatına ilgi duymama karşın, okuduğum İranlı yazar sayısı bir elin parmaklarını geçmez.Aklıma ilk gelen isimler, Sâdık Hidayet, Fruğ Ferruhzad, Sadık Çubek, Iyrec-i Pezeşkzad, Mustafa Mestur...
Bu yazarlara İdrisîlerin Evi sonrası, Gazale Alizade eklendi.
İdrisîlerin Evi'nde tasvir edilen yaklaşık 20 odalı, süs havuzlu bahçeli ev yazarın çocukluğunu geçirdiği evle benzerlikler taşıyormuş.İdrisîlerin Evi'ndeki karakterlerden biri olan Roxana'nın sevgilisi devrim şairi Maranko da Gazale'nin hayatına girmiş erkek entelektüellere bir gönderme sayılabilirmiş.
Babası tüccar, annesi ünlü bir şair olan yazarın, aile evi, dönemin edebiyatçılarını, aydınlarını sıkça ağırlamış
Annesi, Gazale'yi mutlu ama tuhaf bir çocuk olarak tanımlarmış.Küçük yaşlarda vejetaryenliği seçen Gazale'nin bir de ona hikâyeler anlatan Hüseyin adında hayali arkadaşı varmış.
Gazale gözlerini bağlayarak, arkadaşının anlatığı hikâyeleri mırıldanırken, evin yardımcısı da Gazale'nin yazdıklarını kaydedermiş.
Gazale, Sorbonne'da felsefe ve sinema eğitimi görmüş.İran rejiminin baskıları altında yaşayan Gazale Alizade henüz 47 yaşındayken hayatına son vermiş.
İdrisîlerin Evi, 1999 yılında, Gazale Alizade'nin ölümünden 3 yıl sonra, İran'da "Yirmi Yılın En İyi Kurmacası" ödülünü alır.
İdrisîlerin Evi müthiş bir açılışla karşılıyor okuyucuyu.En etkileyici kitap başlangıç cümlelerine eklenebilir.
" Kaos bir evde birdenbire ortaya çıkmaz; ahşap oymalar, nevresim kıvrımları, panjurlar ve perde pileleri arasında usulca birikerek, kapıdan esip gelen bir rüzgârla savrulmayı bekleyen tozlar gibi pusuda bekler."
syf 7
Bu açılış bölümüyle birlikte, evin sahiplerini tanımaya başlıyoruz.
Evin büyükannesi İdrisî Hanım, pencere önünde sallanan sandalyesinde otururken geçmişini düşünür.Dağa çıkan mavi gözlü bir