İskender Pala Aralık ayının 3.cü kitabını bitirdim. Kitabın son sayfasını okurken hiç bitmesini istemediğim bir kitaptı gerek Fahri Kâinat Peygamberimiz(s.a.v) ve onun Mihmandarından olsa gerek.Siz satırları okurken yazar kurduğu cümlelerle alıp sizi o diyara götürüyor.MUTLAKA OKUMANIZI ÖNERİRİM DOLU DOLU BİR KİTAPTI.Şuraya da güzel bir alıntı bırakıyorum: "İstese kâinata sahip olurdu ama o gönüllere sahip olmayı seçmişti." Peygamberimizin Eyyup sultana duası: “Allah'ım sabahlara kadar uykusuz kalarak nöbet beklemek suretiyle beni muhafaza etmeye çalışan Ebu Eyyüb'u sen de koru ve muhafaza eyle.”
...Ben Selmayım. Cuayl'ın kızı Selma. Sağ kolumun dirsekten ötesi olmadığı için herkes bana Çolak Selmader. Çolaklığın bedelini daha Cahiliye Devrinde ödemeye başlamıştım. Babam henüz Müslüman olmamıştı ve kolum yüzünden beni sokağa atar, bir gün sımsıkı bağlayıp Ten’im Vadisi'ne götürerek toprağa gömeceğinden söz ederdi. Çok korkardım. Geceleri uyku uyumaz, babamın kapıdan elinde iple girmesini beklerdim. Kutlu Nebiyi daha o vakit sevmiştim. Çünkü babam onunla tanıştıktan sonra beni bir daha sokağa atmadı. Annem kötü kokan simsiyah bir kadın olduğu için rengimi ve kokumu ondan almışım. Ama Cahiliyedekinin aksine şimdi bundan utanç duymuyorum. Müslümanlar ne siyahlığım, ne de kötü kokum yüzünden beni aşağılamaya kalkışıyorlar. Elbette ben de kötü kokmamak için elimden geleni yapıyorum. Mekke'de babamın bir kabilesi yoktu, herkes bizi hor görürdü. Horlanmadan yüzüne baktığım ilk insan Elçi Muhammed Mustafa(s.a.v) olmuştu. Çok sevinmiştim. İslamı kabul ettikten sonra hep merak ettim; bu kötü koku ile cennete girebilecekmiyim diye. Rasûlullah'a bir tas çorba götürüp "Ey mübarek elçi, bir kabilem yok, siyah bir derim var, kötü koktuğumu da biliyorsun, acaba ben de cennete girer miyim?" diye sordum. Genellikle elimden bir şey alanlar benden uzak durmaya özen gösterirlerdi, o böyle davranmadı. Mübarek başıyla soruma cevap verip beni sevindirdi ve çorbamı içti. O günden sonra üzerimdeki kötü koku gittikçe azaldı, yaptığım yemeklerin lezzeti arttı. O kadar ki, Medineden Dımaşka geldiğim vakit evimizi yemek pişirerek geçindirdim. Bedirde kolunu kaybeden Arfece bana talip olmuştu. Benim sağ, onunsa sol kolu yoktu.
Tarihte öyle zalim öyle bedbaht insanlar vardır ki bunlardan biride Medine valisi Mervandır.Mervanın yaptığı zalimliğe kafan tutan birisi vardı: Peygamberin Mihmandarı;Halid bin Zeyd.Tarih hiçbir zaman zalimlerden taraf olmamıştır.Bugün Mervanın mezarı bile belli değil.