Vasiyetimdir şair, ben öldüğüm vakit sen de beni bu gureba kabristanına getir ve şuracığa göm ki, değil İstanbul’da, bütün dünyada benden daha garibine rastlayamazsın, çünkü gurbet ellerde değil vatanında bile kimsesi olmayan biriyim ben."
Ve şimdi müsaade et, ben gitmeliyim. Sevgilinin verdiği vuslat sözüne bir an evvel erişebilmem için hemen gitmeli, Sevgili'yi dünyalığından kurtarip İstanbul ile Tebriz fukarasına dağıtmalı, sonra da hemen Oraya dönmeliyim. Sevilen bekletilmez, öyle değil mi?"
"Bekletilmez!.."
Eyvah, Sultan Selim öldü. Yazık, yazık!.. Artık ona hem kalem ağlasın, hem kılıç!...
Az zamanda çok şeyler başarmıştı. Sayesi (gölgesi) bütün cihanı tutmuştu. O çağımızın güneşi idi, belki bir ikindi güneşi. Bilinir ki ikindi güneşinin zamanı kısa olur ama gölgesi çok uzundur.