Veronika Ölmek İstiyor...
Toplumsal dayatmaların tüm duygu durumu ya da düşüncelerimizi ele geçirdiği, gerçek kişiliğimizle hareket edemediğimiz ya da hareket edebilmek için illa ki deli mi olmak gerektiğini ele alan bir eser.
Bence asıl delilik hayatın iplerini baskaşkalarının eline vermektir!
Yaşadığımız hayatın esasında ne kadar kıymetli olduğunu, yapılacaklar listesinin uzun olup, tüm bunları yapmaya vaktimizin yetemeyeceği gibi, içinde bulunduğumuz anın kıymetini bilmek için illaki o sonun gelmesi mi gerekirdi yi okura sorduran bir eser olmuş.
Henüz vakit varken bizlere bahşedilen o güzel hayatı doyasıya yaşamamız gerektiğini düşünüyorum.
On Dakika Otuz Sekiz Saniye...
Elif Şafak, okumaktan keyif aldığım yazarların başında gelir. Kurgusu, olay örüntüsü, kişileri gerçek hayattan alıyor oluşu, dönemin siyasi-sosyal-ekonomik ve daha birçok gerçekliğine ayna tutuyor oluşuyla her zaman yeri ben de ayrı olan bir yazardır.
Söz konusu romanda da ele aldığı konu her ne kadar kurgudan ibaret olsa da, hepimizin bildiği gibi hayatın tam da içinde olan olaylar aslında.
İstanbul...Osmanlı Devletin'e yıllarca başkentlik yapmış, her metrekaresinde tarih kokan kadim şehir.
Ve fakat bu güzide şehrin arka sokaklarında yitip giden hayatlar...
Leyla ve diğerleri hem bu kadar hayatın içinde olup, hem de toplumdan ötekileştirilen kimsesizler...
Ve bir kez daha anlıyoruz ki kötülük her yerde elini kolunu sallayarak geziyor.
Romanda en çok kanımı donduran olaysa, 43 evet tam 43 yaşında ve kahretsin ki öz amcası tarafından 6 yaşındaki bir kız çocuğuna reva görülen ona dayatılan ahlaksızlıklar oldu. Adına toplum baskısı denip bir canın nasıl da hiçe sayıldığına şahit olduk.
Güvensiz kalplerimizi haklı çıkartan bir eser olmuş yine. Şafak yazınca kitap akıyor ama bittikten sonra etkisinde çıkmak. İşte bu oldukça zor!
Hayvan Çiftliği
Orwell'in kaleminden çıkan muazzam bir eser.
Evet, domuzların yönetecek kadar akıllı olduklarını iddia ettiği, koyunların da buna ikna olduğu tartışmasız bir gerçektir.
Hayvan ÇiftliğiGeorge Orwell · Can Yayınları · 2024295,9bin okunma
Ve Dağlar Yankılandı...
Yazarın 3. kitabı olan bu eser hiç beklemediğim şekilde olay örüntüsüyle devam ederek beni oldukça şaşırttı. Öksüz kalan iki küçük çocuğun üvey anne ile olan yaşamını konu almasını beklerken, hiç ummadığım şekilde yaşanan gelişmeler ve bir çok farklı kişinin olaya dahil oluşuyla sanki birbirinden bağımsız kitaplar okumuşum izlenimine de neden oldu.
Başlarda Nebi'nin kız kardeşinin huzuruna hizmet ettiği düşüncesine kapılmışken, aslında konunun uzaktan yakından bununla hiç alakası olmadığını görüyoruz. Farklı kişiler, farklı şehirler, hmmm bazı garip olaylar...Dahası insan yaşamında tercihlerin nelere mâl olacağını da gözler önüne seriyor.
Bin Muhteşem Güneş...
Savaşın soğuk yüzü, insanların uğradıkları zulüm, hayatların bitişi, anıların yerle bir oluşu ve buna yapacak hiçbirşeylerinin olamamsı... Ve onca acının ortasında kadınların mağduriyetinden hayvanca istifade edilmesi!
Hiçbir erkek kendinde bu hakkı görmemeli. Torunu yaşındaki gencecik kız cocugunu eş olarak hayatına almamalı. Bu son derece ahlaksızca. Ve belkide savaş kadar korkunç!
Toplum ne der diye öz evladına soğuk davranan bir baba, aynı toplumu hiçe sayıp ahlaksızca Meryemin annesinden faydalanirken o çok korktuğu toplum bilinci neredeydi?
Acı olan şu ki, kadın olmak sadece Afganistan'a değil, dünyanın her tarafında ZOR!
Ben okurken yoruldum, insanların bunca acıya nasıl göğüs geldiğini düşünmek dehşet verici...
Bin Muhteşem GüneşKhaled Hosseini · Everest Yayınları · 2026119,2bin okunma