Bir davada iki erkek ya da bir erkek iki kadın şahidin olması hususu, kadının onuruyla değil görev alanıyla alakalı bir durumdur. İslâm, kadını bütün okuma faaliyetlerinden sonra annelik makamında gördüğünden, iktisatçı olmasını izafi bir durum olarak ele alır. Her ne kadar o, iktisat okuması itibariyle belli konulara herhangi bir erkekten daha fazla vakıf olsa da, İslâm nizamı içerisinde onun için en itibarlı mevki yine anneliktir. Dolayısıyla iki kadın şahidin bir erkeğe denk olması bir cinsin diğerinden üstünlüğünün göstergesi değil, kadın fıtratının erkekleşmemesi için alınan ilahi bir tedbirdir.
Kadının sırtına vurulan yükleri Allah Rasûlü kaldırdı. Ona insan olma onurunu yeniden O iade etti. Şehvetperestlerin elinde bir defa kullanılıp atılan oyuncak olmadığını O’nunla öğrendi kadın. Bir erkek insan olarak hangi haklara sahipse kadının da aynı haklara malik olduğunu insanlık ilk olarak O’nun ağzından dinledi.
İslâm kadınları erkekler ile konuşurken karşı tarafı etkileme gibi bir durumda olmayacak, hayatlarının merkezine evi koyacak, orada vakarlı ya da kararlı bir halde duracak.
Hayatını nefsin kusurlarını incelemek ve bunların ilacının bilgisini araştırmak için harcayan kimsenin hali, hac yolculuğunun güçlükleri ve tehlikeleri üzerine araştırma yapan ama bir kez olsun hac yolculuğuna çıkmamış olan kimsenin haline benzer. Hac yolculuğunun güçlük ve tehlikeleri üzerine yaptığı araştırma, hac ibadetinin yerine geçmez.