Derdi başından aşkın biri olarak her çocuksu ufak tefek şey için senden heyecanlanman beklenemezdi elbette. Mesele de bu değildi zaten. Asıl mesele, tutarsız mizacın gereği çocuğuna sürekli ve ilkesel olarak düş kırıklıkları yaşatmak zorunda olmandı, dahası malzemenin birikmesiyle bu tutarsızlık durmaksızın güçlenip sonunda alışkanlığa dönüşürdü; arada bir benimle aynı düşünceyi paylaştığında ve çocuğunun düş kırıklıkları, sonunda sıradan yaşamın düş kırıklıkları olmadığında bu düş kırıklıkları insanı özünden yakalardı.