Habibe Merih Atalay

Tuzağa İsteyerek Düştüm
Ne var ki, şeylerin çizgisini "dinlerken", bir köşe, düş kuran kişiyi yakalayan bir tuzak çıkar karşımıza: 'Ama artık içinden çıkılamayacak köşeler var.' Bu hapishanede bile huzur gelip bulur kişiyi. Düş kuran kişi hapishanenin kenarında köşesinde varlık ile varlık-olmayanın ortak dinginliğini bulur gibidir. Bir gerçeksizliğin varlığıdır. Düş kuran kişiyi oradan koparıp atmak için bir olay gerekir. Şair de zaten sözlerine şunu ekler: "Meleklere özgü bir düşün içinde ölmeye koyulmuştum ki, bir klakson sesi çekip çıkardı köşemden beni." Böyle bir sayfa karşısında, belagat peşinde koşan eleştirmenlerin işi kolaydır. Eleştirel us, böylesi imgeleri, böylesi düşleri dağıtmakta, silmekte çok haklıdır. İlk başta bunlar hiç de "usa uygun" değildir, çünkü insan rahat bir yatakta serilmiş dinlenirken kalkıp da "tavan köşelerinde" oturamaz, çünkü örümcek ağı şairin söylediği gibi bir çadır değildir -ve daha kişisel bir eleştiri-, çünkü imgenin aşırılığının, varlığı kendi merkezinde toplamaya çalışan, bir varlık merkezinde bir tür yer, zaman ve olay birliği bulan filozofa gülünç gelmesi gerekir. Evet, ama usun eleştirileri, felsefenin aşağılamaları, şiirin gelenekleri bizi, şairin dolambacı andıran düşlerinden uzaklaştırmak üzere birleştiğinde, geriye yine de bir şey kalır, buysa şairin, şiirini düşçüye bir tuzak kılmış olmasıdır. Ben, kendi hesabıma, bu tuzağa isteyerek düştüm. Tavandaki silmeyi izledim. Çeviren: Alp Tümertekin
Sayfa 216 - İthaki·Kitabı okuyor
Alıntı
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim

Habibe Merih Atalay

, bir kitabı okumaya başladı
Gaston Bachelard
10/10 · 1 okunma
Felsefe 'doğa kitabını' incelemektir
Büyük Dük Hazretleri,¹ İnsanlarla diğer hayvanlar arasındaki fark her ne kadar büyükse de insanların kendi aralarında da büyük farklar olabileceğini söyleyen biri çıksa belki de akılsızca bir laf etmiş olmaz. Bir ile bin arasındaki oran nedir? Bu konuda yaygın söz bin kişinin bir adam etmediği yerde tek bir kişinin bin kişiye bedel olduğu şeklindedir. Bu fark zihinlerin farklı yeteneklere sahip olmasından kaynaklanır ve ben sonuçta bunu insanın filozof olup olmayışına bağlıyorum; çünkü felsefe² onunla beslenmesini bilenler için gerçek bir besin kaynağı oluşturur. ¹ II. Ferdinando de' Medici (1610-1670) Toscana Dükü ² Galileo için felsefe genellikle bilim anlamına gelir.
Sayfa 17 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okuyor
Yıldızların Habercisi (1610)*
Önsöz Kasasında "Evden eve nakliyat" yazılı kocaman kamyonlara rastladığınız olmuştur... Ev değiştirmek için taşınmanın zorluğunu bilenler, "İki defa ev taşımak bir yangına bedeldir" derler. 1632 yılında Galileo Büyük Evi, "Yerküre'mizi" taşımaya kalkışınca Dünya'nın nasıl bir yangın yerine döndüğünü düşünebiliyor musunuz? Böyle bir şey düşünmenin o tarihlerdeki imkânsızlığını... *Sidereus Nuncius Reşit Aşçıoğlu
Sayfa 7 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okuyor
Bunun adı alfabedir... (!)
Sagredo- Şöyle bir şey var sayın Bay Simplicio: Madem ki bilgilerin orada burada dağınık durması ve topluca bir arada bulunmayışı sizi rahatsız etmiyor ve bunları devşirip derlemenin zevkine varıyorsunuz, sizlerle diğer felsefecilerin Aristoteles'in fikirleri arasında bağlantılar kurmak, onları bağdaştırmakta kullandığımız yöntemle ben de, Virgilius'un ve Ovidio'nun dizelerinden kompozisyonlar çıkararak insanoğlunun tüm sorunlarını ve doğanın sırlarını açıklamaya çalışabilirim. Ne diye Virgilius'dan ya da başka bir şairden söz açıyorum? Benim elimde öylesine küçük bir kitapçık var ki hem Aristoteles'in hem Ovidio'nunkinden küçük olup bu kitapçıkta tüm bilimler mevcuttur ve üzerinde azıcık çalışma yapanlar tam bir fikir edinebilirler: Bunun adı alfabedir ve muhakkak ki şu ve bu sesli harfi şu ya da bu sessiz harflerle birleştirince tüm kuşkuları ortadan kaldıran gerçek cevapları verebilecektir ve tüm bilimlerle sanatların öğrenimini sağlayabilecektir; tıpkı paleti üzerinde ayrı ayrı dizilmiş her bir ayrı renkteki boyalardan ressamın azıcık şundan azıcık da bundan alarak insanlar, ağaçlar, fabrikalar, kuşlar, balıklar kısacası gözlenebilen tüm nesneleri hem de paletinde göz, kuş tüyü, pul, yaprak diye bir nesne bulundurmamasına rağmen resme dökmesi gibi. Hatta resme dökülmesi gereken şeyler ya da bu şeylerin bazı bölümlerinin paletteki renkler arasında bulunmaması gerekir; çünkü zaten bulunsa örneğin kuş tüyleri bulunsa bunlar yalnızca bir kuş ya da şapka tüyü resmetmekten başka bir işe yaramazdı. Galileo Galilei Dialogo Sui Due Massimi Sistemi Hasan Ali Yücel klasik dizileri İtalyanca aklından çeviren: Reşit Aşçıoğlu
Sayfa 147 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okuyor